🥇 Progestan Kullanıp Erken Doğum Yapanlar
Gift Little John, Reniera e Soderina. £500,000 - £2,000,000. John Ward (d. 1553 [1] - 1622), aynı zamanda Jack Ward veya sonradan Yusuf Reis olarak bilinir. 17. yüzyılın başlarında bir İngiliz korsandı ve daha sonra 17. yüzyılın başlarında Tunus dışında faaliyet gösteren bir Berberi korsandı .
Her 164 kadından biri kategori X, erken gebelikte Hastanın ilk gelişi ilaç değerlendirmesi açısından önemli %4 FDA A 34% B, 49% C and D En sık kullanılan ilaçlar analjezik ve antipretiklerdir. Bu grubu antimikrobiyal ve antiemetikler izlemektedir Pensilinler, aminoglikozidler, aspirin, betametazon, digoksin, endometazin, mgSO4
Menapoz (estrojenik tedaviyi tamamlayıcı olarak), adet düzensizlikleri, rahmin kasılmasını engellemede, erken doğum riski olanlarda bu ilaç kullanılmaktadır. Fitil formu olduğu için vajinal yolla kullanılmaktadır. Progestan 200 mg ‘lik formlar şeklinde piyasada bulunmaktadır. Eczane dışında satışı yoktur.
Hemanjiomlubebiş anneleri ,gebeliğinizde düşük önleyici kullandınız mi progestan veya pruloton gibi ? Ben birinci kızımda 6 ay dolana kadar kullandım pruluton iğne de 2. kızımda bir buçuk ay kullandım sonra bıraktım 6. ay dolana kadar leke geldi 2. kızımda hemanjiom var doktor 10 yaşına kadar kendiliğinden geçer dedi
1 Hamilelik: Eğer hamilelik varsa progestan ile adet görmezsiniz. Progestan gebeliğe zarar vermeyen bir ilaçtır. 2- Menopoz veya menopoza yaklaşma belirtileri olabilir. Yapmanız gereken hiçbir ilaç kullanmadan doktorunuza tekrar başvurmak. Tekrar tahliller ve muayene yapılarak neden adet görmediğiniz araştırılır.
35haftada doğum yapanlar!!! Acil Brc06 hatta bende suan 35 im enfeksiyon cıktı yüksek derecede erken dogum Brc06 banada 31 haftalığız progestan
Yani işverenin, doğum yapmış kadın işçinin altı aya kadar ücretsiz izin talebini kabul etme mecburiyeti vardır. Bu durumda, ücretsiz izin talebi reddedilen işçinin bu nedenle derhal iş sözleşmesini feshederek kıdem tazminatını alma hakkı vardır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, doğum sonrası 6 ay ücretsiz izin talebi
Doğumizni. Çalışan hamile bir kadının doğum öncesinde ve sonrasında sekizer hafta süre ile toplam onaltı hafta ücretsiz izin alma hakkı bulunuyor. İkiz veya daha fazla gebelik halinde doğum öncesi izin on hafta kullanılabiliyor. Ücretsiz doğum izni işverenin yetkisinde olmayıp hamile işçinin haber vermesi yeterli bulunuyor.
Hamilelikte kan pıhtılaşması olup doğum yapanlar, doğru tedavi uygulanması durumunda hiçbir sağlık problemiyle karşılaşmadan normal hayatlarına devam edebilir. Kan pıhtılaşmasının uzman hekimler tarafından tedavi edilmesi, bebeğin ilerleyen yaşlarda herhangi bir sorun yaşamasının da önüne geçer.
nDSGKD. kullanmadan önce dikkat edilmesi gerekenlerPROGESTAN'i aşağıdaki durumlarda KULLANMAYINIZ- Damar içinde pıhtı, beyin kanaması oluşmuş ya da geçmişinizde bunlar var ise- Ağır karaciğer yetmezliğiniz var ise- Bilinen ya da şüphelenilen meme veya genital organ tümörünüz var ise- Nedeni belli olmayan vajinal kanamanız var ise- Ölü düşük durumu tespit edilmiş iseBromokriptin ve Aminoglutemid içeren ilaçlar ile birarada aşağıdaki durumlarda DİKKATLE KULLANINIZ- Geçmişinizde depresyon öyküsü var ise,- Sara, migren, astım veya böbrek fonksiyon bozukluğunuz var ise,- Uyku hali oluşturabilme riski nedeniyle gece yatarken almanız tavsiye yiyecek ve içecek ile kullanılmasıTok karnına almanız kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza sırasında hamile olduğunuzu fark ederseniz hemen doktorunuza kullanmadan önce doktorunuza veya eczacınıza danışınız. Emziriyorsanız bu ilacı kullanmayınız. Araç ve makina kullanımıBaş dönmesi ve uyuklama hali yapabileceğinden araç ve makine kullanırken tedbirli içeriğinde bulunan bazı yardımcı maddeleri hakkında önemli bilgilerPROGESTAN, fıstık yağı araşit yağı içermektedir. Eğer fıstık ya da soyaya karşı alerjiniz varsa bu ilacı ilaçlar ile birlikte kullanımıBromokriptin'le bir arada kullanılmamalıdır. Ketokonazol, progesteronun karaciğerde yıkımını azaltarak etkisini artırır. Karbamazepin, fenitoin, rifampin ve aminoglutemid progesteronun karaciğerde yıkımını arttırarak etkisini bitkisel ürün olan St. John's wort progesteron düzeyini azaltabilirEğer reçeteli yada reçetesiz herhangi bir ilacı şu anda kullanıyorsanız veya son zamanlarda kullandınız ise lütfen doktorunuza veya eczacınıza bunlar hakkında bilgi veriniz. Depresyonu Anlamak Depresyon farklı kişileri farklı biçimlerde etkiler. Duygusal veya fiziksel olmak üzere geniş alanda belirtilere sebep neler sebep olur? Rahim Boyu Serviks Kanseri Rahim boynu serviks kanseri 35 yaş altı kadınlarda görülen vakalarda meme kanserinden sonra ikinci sırayı kanserinin gelişmesi yıllarca sürebilir.
Doktora Sorun Hormonlar dolaşıma katılarak vücuda haber ulaştıran kimyasal aracılardır. İnsan vücudunda yaklaşık 50 hormon bulunur. Vücudun düzenli çalışması için olduğu gibi, sağlıklı bir hamileliğin oluşması için de vücut tarafından bazı hormonlar salgılanması gerekmektedir. Bu yazımızda, hamile kalmak isteyen anne adaylarının en çok sordukları progesteron nedir, progesteron testi nedir, progestan ne için kullanılır, sağlıklı bir kadında progesteron kaç olmalı ve progesteron kaç olursa hamile kalınır gibi soruların cevaplarını paylaşıyoruz. Progesteron Hormonu Nedir? Progesteron yumurtalık tarafından üretilen bir hormondur. Progesteron, adet döngüsünün ortasında bir yumurta bırakıldığında, yani yumurtlama döneminde salgılanır. Progesteron, döllenmiş bir yumurtanın embriyonun rahim duvarına yapışmasını veya tutunmasını sağlamak için endometriumu rahim duvarını hazırlar. Hamilelik gerçekleşmezse, progesteron seviyeleri düşer ve adet kanaması gerçekleşir. Eğer bir embriyo rahim zarına tutunursa, yumurtalık sekiz hafta boyunca progesteron üretecektir. Bu süreden sonraki dönemde yani hamileliğin geri kalanında progesteron plasenta tarafından üretilir. Progesteron Değeri Kaç Olmalı? Progesteron hormonu, kandan bakılan progesteron testi ile tayin edilir. “Progesteron hormonu kaç olmalı?” sorusu anne adaylarının oldukça sık sorduğu bir sorudur. Progesteron değerleri hamileliğin trimesterine göre değişiklik sergiler. Sağlıklı bir kadında progesteronun normal değerleri aşağıdaki aralıkta yer almalıdır. Menopoz sonrası ve adet döngüsünün başlangıcındaki kadınlarda 1 ng/mL veya altında Adet döngüsünün ortasındaki kadınlarda 5 ila 20 ng/mL Hamileliğinin ilk trimesterinde olan kadınlarda – 90 ng/mL Hamileliğinin ikinci trimesterinde olan kadınlarda – ng/mL Hamileliğinin üçüncü trimesterinde olan kadınlarda – ng/mL Progesteron Düşüklüğü Ne Anlama Gelir? Progesteron çocuk doğurmayı düşünen kadınlar için önemlidir, çünkü kadın infertilitesini etkileyen bir hormondur. Yeterli progesteronun olmadığı durumlarda, hamile kalmakta sorun yaşanır. Progesteron seviyesi yumurtlama döneminde yükselmelidir. Az progesteron salgılandığı durumlarda rahim uterus duvarı yeterince kalınlaşmadığı için döllenmiş yumurtanın buraya tutunması mümkün olmaz. Bu durumda hamilelik gerçekleşemez. Hamile olmayan kadınlarda düşük progesteron belirtileri şunlardır Baş ağrısı veya migren Anksiyete veya depresyon dahil olmak üzere ruh hali değişiklikleri Adet döngüsü düzensizliği Düşük progesteron, hamile olmayan kadınlarda anormal kanamaya neden olabilir. Düzensiz veya hiç gözlenmeyen adet kanamaları iyi çalışmayan yumurtalıkların ve düşük progesteron düzeylerinin sonucudur. Kadınlarda kısırlık belirtilerinden biri olarak düzensiz kanamalar görülebilir. Hamile kalındığında, bebek doğana kadar uterusun korunması için hala progesterona ihtiyaç vardır. Zaten hamilelikte gözlenen göğüs hassasiyeti ve bulantı gibi belirtiler aslında artan progesteronun vücuttaki etkilerinin sonucudur. Hamilelik sırasında, herhangi bir nedenden dolayı vücut gerekenden az miktarda progesteron üretirse, bu lekelenme ve düşük ile sonuçlanabilir. Düşük progesteron ektopik gebelik göstergesi de olabilir. Progesteron ve östrojen birbirine karşıt çalışan iki hormondur. Bu nedenle vücutta yeterli progesteron bulunmadığı zaman östrojen baskın hale gelir ve aşağıdaki semptomlar gözlenebilir Kilo alımı Azalmış cinsel dürtü, ruh hali değişiklikleri ve depresyon PMS, düzensiz adet döngüsü, ağır kanama Göğüs hassasiyeti, fibrokistik memeler Miyomlar Safra kesesi sorunları Progestan Nedir, Ne için Kullanılır? Progesteron hormonu normalde, kişinin doğal olarak ürettiği bir hormon olsa da, bazı durumlarda dışarıdan takviyesi gereklidir. Progesteron düşüklüğünde hamile kalmak zordur. Bu nedenle bebek sahibi olamıyorsanız, istenen testlerin içerisinde progesteron da olacaktır. Progesteron seviyeniz düşük olduğunda doktorunuz size hormon tedavisi önerebilir. Hormon tedavisinde progesteron ilaç olarak vücuda dışarıdan verilir. Tüp bebek tedavisinde döllenme dışarıda gerçekleştiğinden normalde progesteron iyi üretseniz bile embriyonun implante edileceği dönemle senkron olmanız için progesteron kullanılır. Bunun haricinde, hamilelikte gözlenen kanamalarda, gebeliğin devamı için progesteron hormonu takviyesi gerekebilir. Progestan halk arasında düşük önleyici ilaç olarak da bilinir. Ancak her progestan kullanımı her düşüğü önleyecek diye bir kural yoktur. Bebek sağlıklı değilse, progesteron eksikliği giderilse bile, vücut embriyoyu dışarı atmak isteyecektir. Böyle bir durum hangi ilaç kullanılırsa kullanılsın düşük ile sonuçlanır. Progestan, progesteron içeren bir ilaçtır. Tüp bebek tedavisinde rahim duvarını implante edilecek embriyoya hazırlamak için progesteron hormonu verilir. Progestan iğne ya da progestan fitil progesteron replasman tedavisinde kullanılan etkili formlardır. Bunun haricinde progestan aşağıdaki durumlarda reçetelenebilir. Daha önceden düşük yapan anne adaylarında, Düzensiz adet kanaması olanlarda, Erken doğum riski taşıyan anne adaylarında Polikistik over sendromlu kadınlarda Progestan Nasıl Kullanılır? Progestan fitil olarak kullanıldığında, vajina içerisine yerleştirilir ve rahme doğru itilir. Progestanı doktorunuzun tavsiye ettiği formda, miktarda ve uygulama şeklinde kullanmanız tedavinizin etkinliği için önemlidir. Progestan ağızdan alındığı zaman emiliminin çok düşük yaklaşık %10 oranında olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle genelde intravajinal uygulama tavsiye edilir. Bunun haricinde doktorunuz size enjeksiyon olarak da progestanı reçeteleyebilir. Progestan kullanımının tavsiye edilmediği birtakım durumlar vardır. Bu durumlar Doktorun kontrol etmediği anormal vajinal kanama, Meme kanseri riski ya da geçmişi, Karaciğer hastalığı, Geçmiş yıllarda geçirilen felç, kalp krizi veya kan pıhtılaşma sorunları olarak sıralanabilir. Bu nedenle aşağıdaki durumlardan birini yaşıyorsanız veya bu durumlara ait ilaçlar kullanıyorsanız doktorunuza belirtmenizde fayda vardır Kalp hastalığı, dolaşım problemleri Migren, Astım, Böbrek hastalığı, Nöbet veya epilepsi, Depresyon öyküsü, Koroner arter hastalığı için risk faktörleri yüksek tansiyon, diyabet, lupus, yüksek kolesterol, ailede koroner arter hastalığı öyküsü, sigara kullanımı, fazla kilolu olma durumu Menopozun ciddi semptomları için hormon tedavisi genellikle östrojen ve progesteron kombinasyonunu içerir. Progesteron olmadan östrojen alan kadınların endometrial kanser geliştirme riski daha yüksektir. Düşük progesteron seviyelerini yükseltmek için sizin de yapabileceğiniz birtakım hayat kalitesi değişiklikleri vardır Progesteron seviyelerini korumak için gerekli olan B ve C vitaminleri tüketmek Kabuklu deniz ürünleri gibi çinko içeren ürünleri daha fazla tüketmek Stres düzeylerini kontrol altına almak çünkü vücudunuz stres altındayken progesteron yerine kortizol salgılar Progesteron, menopozal hormon dengesizliği semptomları yaşayan kadınlarda genellikle desteklenmez. Bunun nedeni menopozal semptomların çoğunlukla düşük östrojen seviyelerinden kaynaklanmasıdır. Hormon replasmanı yukarıda anlatıldığı gibi bazı riskler taşıyabilir. Bu nedenle hormon replasman tedavisinin uzman bir doktorun kontrolünde yapılması önemlidir. Progesteron Yüksekliği Ne Anlama Gelir? Progesteron düşük olabildiği gibi bazı durumlarda da yüksek olarak ölçülebilir. Progesteron seviyesi aşağıdaki durumlarda yüksek gözlenebilir Adet döngünüzdeki değişiklikler luteal fazın uzaması Vücuttaki östrojen seviyelerinde azalma Progesteron içeren ilaçların çok fazla kullanılması oral veya transdermal progesteron kullanımında geçerlidir Gebelik Pregnenolon veya diğer progesteron öncü maddeleri ile çok fazla destek alımı Konjenital adrenal hiperplazi gibi adrenal bez ile ilgili problemler adrenal hormonların aşırı üretimi veya adrenal enzim sinyalinde değişiklik Progesteronun hafif yüksekliğinde aşağıdaki belirtiler ortaya çıkabilir Kilo alımında dalgalanma genellikle 3-5 kg arasında hafif ağırlık artışı Uyuşukluk Hafif depresyon Hafif baş dönmesi Halsiz uyanma Şişkinlik Baş dönmesi hissi Bacaklarda rahatsızlık veya ağrı Vücudun su tutması Kaygılı ya da gergin hissetmek Libido değişiklikleri genellikle cinsel dürtü azalır Bunun haricinde progesteron vücutta çok aşırı miktarda bulunursa çok daha az gözüken fakat enteresan bir şekilde yüksek östrojen belirtilerini taklit eden semptomlar gözlenebilir. Bu belirtiler aşağıdaki gibi özetlenebilir Sıcak basmaları östrojen reseptörlerinin aşırı yüklenmesi nedeniyle Uykusuzluk İştah artışı Anksiyete veya panik ataklar yaşamak Depresyon Aşırı kilo alımı Progesteron bir takviye nedeniyle aşırı yükselmişse bir süre sonra seviyesi azalacaktır. Tüm sorularınız için 444 39 49 numaralı telefondan bize ulaşabilirsiniz. Aklınıza takılan tüm sorularınız için Umut Ol Umut Bul Facebook grubumuza üye olabilirsiniz.
Progesteron hormonun değerleri gebeliğin meydana gelmesi ve embriyonun rahime tutunması ile yükselir. Anne ve bebek için oldukça faydalı ve gerekli olan bir hormondur. İçindekilerTüp Bebek Tedavisinde Progesteron Değeri Kaç Olmalı?Progesteron Hormonu Seviyesi Yüksekliği ve DüşüklüğüHormon Düzeyleri Progesteron yumurtalıklarda yer alan yumurtanın atılmasından sonraki folikük tarafından yayılan bir hormondur. Bu foliküler sarı cisim ismi de verilmektedir. Özellikle gebelik döneminin erken zamanlarında ve adet döngüsünde progesteron hormonu oldukça önemli bir role sahiptir. Tüp bebek tedavisinde yumurtanın döllenmesi halinde kadın vücudunun değerleri ile hamileliğe hazırlanmasına olanak sağlar. Yumurta döllenmemişse progesteron üretimi düşer ve adetin yeni bir döngüsü meydana gelir. Yumurta döllenmişse ya da tüp bebek embriyo sonrası tutunma sağlanmışsa progesteron hormonu rahim duvarını uyarır ve normal olarak kan damarlarının büyümesini sağlar. Embriyonun nakil sonrası rahim duvarına tutunmasını da sağlar. Gebeliğin ilk dönemlerinde corpusluteum tarafından üretilen progesteron hormonu gebeliğin desteklenmesi için sonrası plasenta üstünde oluşmaktadır. Tüp bebek tedavisinde progesteron kullanımı da tamamen hormonun değerleri normal düzeyinde altındaysa verilir. Tüp bebek tedavisinde progesteron hormonu kullanımı cenin üstünde ve gebeliğin sonrası için çok önemlidir. Ne kadar verileceği, ne zaman kesileceği, transfer sonrası hemen başlanıp başlanmayacağı, tüp bebek tedavisinde kaç güne kadar kullanılacağı konusunda uzman belirleme yapar. progesteron hormonun normal adet döngüsü içinde salgılanması adetin 14. Günü meydana gelir. Transfer sonrası tutulum sağlanmışsa ya da yumurtada döllenme mevcutsa faydalı hormonu vücut salgılamaya başlar. Tüp bebek tedavisinde progesteron hormonu salgılanması için tutunmanın sağlanması gerekir. Bu sayede değeri açısından yüksekliği oluşur. Transfer sonrası tutunma sağlanmazsa adetin normal döngüsü devreye girer. Progesteron Hormonu Seviyesi Yüksekliği ve Düşüklüğü Tüp bebek tedavisinde embriyo transfer işlemlerinde ya da normal gebelik sürecinde hormonun kullanımı sonrası kaynaklı ya da kendi kendine yüksekliğinin var olması herhangi bir zarar oluşturmaz. Hamilelik sürecinin başlaması ile ya da tüp bebek transfer tedavisinde tutunma sağlanması ile zaten hormon yükselmeye başlar. Hormon tek başına veya östrojen desteği ile birlikte bayanlar tarafından adet döngüsü içinde doğum kontrol ilacı olarak da kullanımı yapılır. Bu ilaçlar normal yollar ile gebe kalmayı olumlu şekilde etkiler ve adet günü konusunda şaşmadan döngünün yaşanmasını meydana getirir. Hormonun normal seviyelerinin altına düşmesi ağrılı ve düzensiz olan adetin yaşanmasına neden olur. Gebelik döneminde ve tüp bebek transfer tedavisinde normal değerleri altına düşmesi erken doğum ya da düşüklere sebep olabilir. Bundan dolayı da tüp transfer tedavisinde değerleri normal olmalı, altında ya da üstünde olmamalıdır. Bundan kaynaklı olarak tedavi aşamalarında ek destek olarak kullanılır. Özellikle tedavide erken doğum riski yaşayan annelerde değerleri sık şekilde takip edilir ve ek sentetik progesteron kullanımı yapılır. Eksikliğinin yaşanması polikistikover sendromuna sebep olabilmektedir. Hormon Düzeyleri Homonun değerleri konusunda yaşanan yükseklikler hiçbir zaman ciddi düzeyde yan etkiler oluşturmaz ama sağlık açısından her şey olduğu gibi bu hormon da normal seviyelerde olmalı ve kullanımı yapılmalıdır. FolikülerFaz ng/ml Luteal Faz 4-25 ng/ml Menapoz ng/ml Erkekte ng/ml olması gerekli olan değerlerdir.
Hamile olduğunu öğrenen ve bunu isteyen bir kadının ilk ve en büyük endişelerinden birisi düşük yapma olasılığıdır. Çevresinden duyduğu pekçok düşük öyküsü bu endişelerini daha da arttırır. Gerçekten de düşük her 5 hamile kadından birinin başına gelen ve çok sık karşılaşılan bir durumdur. Bu düşüklerin çok büyük bir kısmı da maalesef önlenemez nedenlerden kaynaklanmaktadır. Özellikle hamileliğin ilk haftlarında görülen erken düşüklerin neredeyse tamamına yakını o gebeliğe ait kromozomal anomaliler nedeni ile yaşanmaktadır. Bir başka deyişle düşükle sonuçlanan gebeliklerin önemli bir kısmında zaten anomalili ve yaşama şansı olmayan bebekler söz bu bilimsel gerçek bir yana düşük olayı yaşayan hemen tüm anne adayları daha sonraki gebeliklerinde de benzer bir olayı yaşama endişesine kapılırlar ve tekrar düşük yapmamak için bazı önlemler almayı isterler. Bu amaçla ilk yaptıkları şey jinekologlarına başvurarak araştırma yapılmasını istemektir. Hatta düşük gerçekleştikten sonra düşük materyali ya da küretaj ile elde edilen dokuların patolojik incelemeye gönderilmesi çok yaygın bir uygulamadır. Ancak düşük materyalinde patolojik incelemenin çoğu zaman hiçbir yararı yoktur. Patolojik inceleme sonucu eğer bir mol gebelik ya da dış gebelikten şüphe edilmiyorsa jinekoloğa herhengi bir bilgi vermez sadece incelemeye gönderilen materyalin bozulmuş bir gebeliğe ait dokular içerdiğini e-posta ile gelen sorularda gerekse yüzyüze görüşmelerde düşük olayı yaşayan pekçok kadının bu tür bir patoloji raporunu gösterip “inceleme de yapıldı hiçbirşey bulunamadı acaba ben neden düşük yaptım ve bir dahaki gebeliğimde de aynı sorun olur mu?” şeklindeki sorusu ile karşılaşıyoruz. Oysa o patoloji raporunun zaten düşüğün nedenini açıklaması beklenilen birşey değil. Eğer düşük materyali patolojik inceleme yerine genetik incelemeye gönderilse belki bir neden bulunabilir ancak bu da tek bir sefer yaşanan düşüklerde tedavi yaklaşımını değiştirmez. Öte yandan kadınların yaklaşık %1’ini etkileyen ve 2 ya da daha fazla sayıda gebeliğin arka arkaya düşük ile sonuçlandığı tekrarlayan düşük olgularında ise durum farklıdır ve altta yatan nedeni bulmak için incelemeler ilk gebeliğinde düşük yaşayan veya düşük endişesi yaşayan kadınlarda ne yapılmalıdır? Doktorlarımız bu durum için iki mucize ilaca sarılmaktadır ASPİRİN ve ve düşükler Aspirin tıpta çok uzun yıllardır kullanılan ve hergün yeni bir yararı ya da yan etkisi keşfedilen değişik bir ilaçtır. Herhalde tıp alanında aspirin kadar çok araştırılan bir başka ilaç yoktur. Son günlerde aspirini popüler yapan bir başka özelliği de gebelik kayıpları üzerinde olan sadece bir ağrı kesici, iltihap giderici ve ateş düşürücü değildir. Aynı zamanda kanın pıhtılaşma sistemi üzerinde de etkileri vardır. Halk arasında “kanı sulandırıcı” şeklinde tellaffuz edilen bu etki ağrı giderici dozundan çok daha düşük dozlarda da ortaya çıkmaktadır. Kanın pıhtılaşmasını engelleyen bu etkiyi sağlamak amacıyla piyasada bulunan ürünler genelde bebe aspirini olarak yılların sonuna kadar düşük doz aspirin sadece anjina, inme, kalp krizi, serebrovasküler olaylar beyin damarları ile ilgili olaylar ve bazı gebelik dışı hastalıkların tedavisinde kullanılmakta ve genelde gebelik sırasında kullanımından kaçınılması gereken bir ilaç olarak kabul ile ilgilenen tıp branşı olan obstetrik alanındaki gelişmeler özellikle tekrarlayan düşük olgularının bazılarında altta yatan nedenin antifosfolipid sendrom aPL olarak tanımlanan bir bozukluk olabileceğini ortaya koymuştur. Bu sendromda kanın pıhtılaşma mekanizması bozularak kılcal damarlar içinde mikroskopik pıhtılar oluşmakta ve gelişmekte olan bebeğe giden kan akımını azaltarak düşüğe neden olabilmektedir. Ayrıca gebelik toksemisi ya da zehirlenmesi olarak da bilinen prekelempsinin de oluş mekanizmalarından birisi antifosfolipid bulgunun ortaya konması acaba erken gebelikte kanın pıhtılaşmasını engelleyen ilaçların verilmesi düşükleri engelleyebilir mi sorusunu gündeme getirmiştir. Gerçekten de yapılan araştırmalar antifosfolipid sendrom varlığında düşük doz aspirin ve heparin gibi kanın pıhtılaşmasını önleyen ilaçların gebelikler üzerinde çok olumlu sonuç verdiğini ve %70’ler civarında canlı doğum oranlarının elde edildiğini oryaya koymuştur. Bu bilimsel kanıtların sonucunda günümüzde antifosfolipid sendromu ve gebelik varlığında klasik tedavi aspirin ve heparindirPeki ya antifosfolipid sendrom yoksa? İşte bu noktada ilaç suistimali sorunu ortaya önceden düşük yapmış kadınlara sonraki gebeliklerinde doktorlarının aspirin vermesi ve bu sayede kadının düşük yapmadan sağlıklı bir bebek doğurması kulaktan kulağa çok hızlı bir şekilde yayılmakta ve gebelikte aspirin tedavisi neredeyse rutin hale gelmektedir. Bu durum tüm dünyada söz konusu olmakla birlikte ülkemizde daha fazla suistimal edilmektedir. Bu suistmalde sadece doktorların değil onları bu uygulamaya iten kadınların da payı durum o boyuta gelmiştir ki gebelik testi pozitif çıkan ya da adet gecikmesi ile doktora başvuran ve gebelik saptanan her hastaya vitamin gibi aspirin rutin olarak başlanmaktadır ve bu moda maalesef giderek konu üzerinde dünyada yapılmış en geniş kapsamlı çalışma olan CLASP Collaborative Low-dose Aspirin Study in Pregnancy ve onu takip eden araştırmalardan çıkan sonuç bu tür bir uygulamanın gebeliğin seyri üzerinde herhangi bir olumlu etkisinin olmadığıdır. CLASP çalışması bilimsel alanda bu konudaki en güvenilir çalışma olarak kabul Amerika Birleşk Devleteri başta olmak üzere pekçok gelişmiş ülkedeki bilimsel ve resmi derneklerin bu konudaki ortak yorumu ve önerisi şu şekildedir“Düşüğü, preeklempsiyi ve rahim içi gelişme geriliğini engellemek amacıyla gebe kadınlara rutin aspirin kullanılmalarını önermeyi destekleyecek yeterli bilimsel kanıt yoktur.”Üstelik bu uygulamanın uzun dönem etkileri konusunda da elimizde yeterli veri yoktur. 2003 yılı Ağustos ayında British Medical Journal’de yayınlanan bir araştırmada gebeliğin erken dönemlerinde aralarında aspirinin de bulunduğu bazı ağrıkesicilerin kullanılması durumunda düşük riskinin arttığı ileri Amerikan Hastalık Kontrol Merkezi Centers for Disease Control and Prevention daha önceden düşük öyküsü olmayan ve aPL saptanmayan ve düşüğü önlemek amacı ile aspirin ve heparin kullanan 38 yaşında bir kadının 9. gebelik haftasında öldüğünü bildirmiştir. Merkez bu olayın gebelikte aspirin kullanımı ile ilgili ilk ölüm olgusu olduğunu kadar yapılmış 42 çalışmanın sonuçlarını birarada değerlendiren bir başka analizde ise preklempsinin önlenmesi amacı ile aspirin kullanımının hafif bir yarar sağlayabileceği ancak hangi kadınlarda bu yararın görüldüğü, tedaviye hangi dozda ve ne zaman başlanması gerektiği konusunda bir karar verebilmek için daha fazla araştırmaya gerek duyulduğu bir başka araştırmada da preeklemspi açısından orta derecede risk grubunda olan 583 kadına gebelikleri boyunca günde 50 miligram aspirin verilmiş, 523 hastaya ise herhangi bir tedavi uygulanmamıştır. Sonuçlar incelendiğinde aspirin kullanan ve kullanmayan kadınlarda düşük, ölü doğum, bebek ölümü, ortalama doğum ağırlığı, düşük doğum ağırlıklı bebek ve erken doğum oranları arasında hiçbir fark saptanmadığı ortaya ve düşükler En son söylenmesi gerekeni ilk başta söyleyelim. Progesteron düşüğü engellemez !Progesteron yumurtlamadan hemen sonra yumurtalıklardan salgılanan ve rahimin içini döşeyen endometrium tabakasının desteklenmesini sağlayan bir hormondur. Erken gebelikte eğer yumurtalıktan bu hormonu salgılayan kısım korpus luteum çıkartılırsa gebelik düşük ile sonuçlanır. Adet siklusunun ikinci yarısında progesteronun yetersiz salgılanması Luetal Faz yetmezliği olarak adlandırılır. Ancak bu durumun tanısı ve tedavi gerektirip gerektirmediği konusunda şüpheler vardır ve bilimsel alanda fikir birliği tekrarlayan düşüklerde kan progesteron düzeylerinin düşük bulunması dışarıdan verilecek progesteron desteği ile gebeliğin devam ettirilebileceği fikrini doğurmuştur. Geçmişte kabul gören bu tedavi yaklaşımı yapılan araştırmalar sonucu geçerliliğini hala daha özelllikle ükemizde gebelik sırasında erken dönemde kanama ortaya çıktığında progesteron vermek doktorlar arasında yaygın bir uygulamadır. Bu uygulamanın hiçbir bilimsel geçerliliği seyri sırasında kanama ortaya çıktığında eğer ultrasonda canlı yani kalp atışları olan bir embryo görülebiliyorsa bu gebeliğin düşük olmaksızın devam etme olasılığı %90-96 arasında kalp atımı saptandığında haftalara göre gebeliğin devam etme olasılığı şu haftasıKanama varsaKanama yoksa< 6 hafta%67%847-9 hafta%90%959-11 hafta%96%98Bir başka deyişle 7 haftada kanama görülür ve düşük tehdidi ortaya çıkarsa bu gebelik %90 sorunsuz devam edecektir. Kanamayı görür görmez progesteron başlamak bu oranı daha da gebelikte kan progesteronun düşük olması bir sebepten çok sonuçtur. Yani bu gebelik progesteron azlığından dolayı kötü değildir. Gebelik başarısız olduğu için progesteron önlenmesi amacıyla progesteron kullanımı ile ilgili son 30 yıl içinde yapılmış olan araştırmaların sonuçlarını bir arada değerlendiren bir çalışmada bu tedavi yaklaşımın gebeliğin seyri üzerinde herhangi bir olumlu etkisinin olmadığı gösterilmiştir. Üstelik sentetik progesteron kullanımının yenidoğanlarda solunum sıkıntısına ve erkek bebeklerde hipospadias adı verilen ve penis deliğinin tam uçta değil penis üzerinde başka bir bölgede olması şeklinde açıklanabilecek bir anomaliye neden olabileceğini düşündüren bulgular vardır. Doğal progesteronlarda ise bu tür bir etki gözlenmemiştirİngiliz Kraliyet Jinekoloji ve Obstetrik Birliği, tekrarlayan düşükler ile ilgili Mayıs 2003’de yayınladığı kılavuzda düşüğü önlemek amacı ile progesteron kullanımının hiçbir olumlu etkisinin olmadığını belirtmekte, ve bu uygulamanın sürdürülmesi için elde hiçbir bilimsel kanıtın olmadığını bildirmektedir. Tüp bebek uygulamaları ise farklı bir durum arz etmektedir ve bu önerilerin birlikte son yapılan araştırmalar progesteronun düşükleri önlememekle birlikte erken doğumun engellenmesinde önemli rol oynayabileceğini Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi FDA aspirini gebelik sırasında düşük dozlarda günlük 150 miligramın altında C, standart dozlarda ise D kategorisine sokmaktadır. Progesteron ise B hiçbir ilaç yarar potasiyeli zarar potansiyelinden fazla olmadıkça, bir başka deyişle mecbur olmadıkça klinik çalışmalarımız sırasında hiçbir öyküsü ya da risk faktörü olmadığı halde hamilelere “düşük yapma ya da prekelempsi gelişmesin” diye aspirin ya da progesteron başlandığına şahit oluyoruz. Bundan daha sık karşılaştığımız bir uygulama ise hafif bir kanama varlığında bile progesteron verilmesi. Oysa ultrasonda bebeğin kalp atımlarının görülmesi %90-96 bu gebeliğin kanamaya rağmen düşük ile sonuçlanmayacağını bize doktorlar neden hala daha gerek olmadığı durumlarda bile bu ilaçları reçete etmeye devam ediyorlar?Bugüne kadar yapılmış olan çalışmaların söz edilen ilaçların bazı olası yararlarını saptayamadığını düşünüyor ve progesteron ve aspirin kullanımından doğacak olan riskin az olmasına güveniyor hastaya öneribilecek tedavi alternatifi olmadığı için bu şekilde davranarak kendilerini rahatlatıyor yayınları izlemedikleri ve kanıta dayalı tıp yaklaşımlarından habersiz oldukları için geleneksel uygulamalarını devam ettiriyor yapılacak birşeyler olmalı baskısına veya düşük sonrası yaşadıkları depresyonun sonucunda birşeylerin işe yarayabileceği ümidine yenik düşüyor ne olursa olsun bilimsellikten uzak bu tedavi yaklaşımları Hipokrat’tan beri tıbbın temel felsefesi olan “önce zarar verme” ilkesine tamamen ters Alper Mumcu
progestan kullanıp erken doğum yapanlar