🦫 Fetö Etkin Pişmanlık Istinaf Kararları

Mütalaada, Biryol'un yargılama aşamasındaki ifadelerinin samimi beyanlar olmadığı ve bu nedenle sanık hakkında, "örgüt üyeliği" suçundan ceza verilirken, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması gerektiği belirtilmiş, sanığın 2006'da Pensilvanya'ya giderek FETÖ elebaşı Fethullah Gülen ile görüştüğü Yargıtay Ceza Daireleri Kararları mahkumiyetine (istinaf başvurusunun esastan reddine) 29.03.2021 tarihinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün TSK içerisindeki mahrem yapılanmasında faaliyet yürüten ve etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan bazı şüpheliler vermiş olduğu ifadelerinde ankesör-sabit hat(büfe-market vb.) aramaları konusunda, özetle; TSK içindeki bir kişinin örgüt adına aranacaksa kontörlü telefonu bulunan Mütalaada, Biryol'un yargılama aşamasındaki ifadelerinin samimi beyanlar olmadığı ve bu nedenle sanık hakkında, 'örgüt üyeliği' suçundan ceza verilirken, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması gerektiği belirtilmiş, sanığın 2006'da Pensilvanya'ya giderek FETÖ elebaşı Fethullah Gülen ile görüştüğü İstinaf, Sözcü gazetesi yönetici ve yazarlarına yönelik davada, 8 sanığa verilen hapis cezaları ile beraat kararlarını hukuka uygun buldu. Bu noktada Türk Ceza Kanunu m. 221’de düzenlenen “Etkin Pişmanlık” hükmü ve bu hükümden faydalanmak suretiyle “itirafçı” konumunda olan örgüt mensuplarının hukuki durumları tartışma konusu olmuştur. FETÖ/PDY soruşturmalarında en çok karşımıza çıkan ve uygulama alanı bulan kanun hükümleri TCK m. 221/1 ve GündemFETÖ sanığı eski Yargıtay üyesine etkin pişmanlık indirimi FETÖ üyeliği suçundan tutukluyken etkin pişmanlıktan yararlanan ve tutuksuz yargılanmak üzere salıverilen eski CezaDairesi 2019/8569 E. , 2020/1530 K. 16. Ceza Dairesi 2019/8569 E. , 2020/1530 K. "İçtihat Metni". Mahkemesi :Ceza Dairesi. Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma. Hüküm : Sanığın TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1 TCK'nın 62, , 58/9, 63 maddeleri gereğince mahkumiyetine ilişkin yapılan istinaf başvurusunun FETÖdavalarında ankesörlü telefonlardan ardışık aramaların diğer hususlar ile birlikte örgüt üyeliği bakımından delil teşkil ettiğine ilişkin karar: Nalbantoğlu Hukuk Bürosu 0 (216) 325 81 92 QfZMf. FETÖ DAVALARINDA EMSAL BERAAT KARARLARI 2021 YARGITAY 16. Ceza Dairesi Esas No 2019/8890 Karar No 2021/4181 Karar Tarihi Suç Silahlı terör örgütüne üye olma ..., ... ..., ... ..., ..., ... Hüküm 1- Sanıklar ... ve ... hakkında; TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK'nın 53/1-2-3, 58/6-7-9, 62, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyet kararlarına yönelik istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi, 2- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında; TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK'nın 53/1-2-3, 58/6-7-9, 62, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyet kararlarına yönelik istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi, 3- Sanıklar ... ve ... hakkında; TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK'nın 221/4-son, 221/5, 53/1-2-3, 58/6-7-9, 62, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyet kararlarına yönelik istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi, 4- Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında; CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraat kararlarına yönelik istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddi Bölge Adliye Mahkemesince sanıklar ... ve ... hakkında kesin olarak verilen hükümler, tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 286. maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine anılan Kanunun eklenen geçici 5. maddesinin 1/f bendinde belirtilen süre içinde temyiz edilmekle; Ceza süresi yönünden yasal şartları oluşmadığından; bir kısım sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin CMK'nın 299. maddesi uyarınca REDDİNE, Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; I- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1- ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik olarak yapılan incelemede; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; ... müdafiinin, ... müdafilerinin, ... müdafiinin, ... ve ... müdafiinin, ... ve ... müdafiinin, ... müdafiinin, ... müdafiinin, ... müdafiinin, ... müdafiinin, ... müdafiinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 2- ..., ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik olarak yapılan incelemede; a- ... hakkında; aa- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/970 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetilmekle; ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporunun ilgili birimlerden getirtilmesi, tespit ve değerlendirme raporunun temin edilememesi halinde sanığın teknik olarak bu programı kullandığının tespiti açısından HİS CGNAT ve HTS kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, bb- UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında bilgi ve beyan olup olmadığının araştırılması, CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyeceklerinin sorulması ile tüm dosya kapsamının bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yetersiz belgelere dayanarak eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi, Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı Sayfa 2 /5 b- ... hakkında; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/970 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetilmekle; ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, istinaf aşamasında dosyaya geldiği anlaşılan ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporunun CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyeceklerinin sorulması ile tüm dosya kapsamının bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yetersiz belgelere dayanarak eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi, c- ... hakkında; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/970 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetilmekle; ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında; temyiz aşamasında dosyaya geldiği anlaşılan başka dosya şüphelisi Remzi Uyar’ın aşama beyanlarının getirtilerek mahkemece gerekli görülmesi halinde tanık olarak dinlenmesi ile yine temyiz aşamasında dosyaya geldiği anlaşılan tarihli KOM ByLock sorgu tutanağı ile sorgu tutanağında belirtilen ID numarasına ait ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporunun getirtilmesi ve sanığın teknik olarak bu programı kullandığının tespiti açısından HİS CGNAT ve HTS kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyeceklerinin sorulması ile tüm dosya kapsamının bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yetersiz belgelere dayanarak eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi, Kanuna aykırı olup, ... müdafiinin, ... müdafiinin ve ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle BOZULMASINA, II- Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı Sayfa 3 /5 incelenmesinde; Sanık ... hakkında verilen beraat hükmünün sanık müdafii tarafından temyiz edildiği; Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyizinin kapsamının ise sanıklar ..., ..., ... ve ...’a yönelik olduğu anlaşılmakla; 1- ... hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik olarak yapılan incelemede; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, sanığın beraatine yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı ancak; Sanık hakkında CMK’nın 223/2-b maddesi gereğince beraat kararı verilmesi gerekirken, aynı Kanunun 223/2-e maddesi gereğince delil yetersizliğinden beraatine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılması gerektirmeyen bu hususun CMK’nın 303/1-c. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hükmün “XVIII” bölümündeki “yüklenen suçun sanıklar tarafından işlediğinin sabit olmadığı anlaşılmakla, sanıkların müsnet suçtan CMK'nın 223/2-e” ibaresinin çıkarılarak yerine “yüklenen suçun sanıklar tarafından işlenmediğinin sabit olması nedeniyle CMK'nın 223/2-b” ibaresinin yazılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 2- ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik olarak yapılan incelemede; a- ... hakkında; Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığının veri inceleme raporuna göre “EA” olarak kodlanan, Kom Şube Müdürlüğü raporuna göre de mahrem yapı içerisinde vekil olarak görev alan temyize konu sanıklardan olan ...’in sohbet grubunda yer alan, tanık beyanlarına göre de Malatya İstihbarat Şube Müdürlüğünde tarihleri aralığında çalışmış olduğu dönemde sohbet toplantılarına katıldığı anlaşılan sanık hakkında Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/168 E. sayılı dosyasında “resmi belgede sahtecilik, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetme” suçlarından derdest yargılamanın olduğu anlaşılmakla anılan dosyanın getirtilmesi ile tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi, b- ... hakkında; Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığının veri inceleme raporuna göre “EA” olarak kodlanan, KOM Şube Müdürlüğü raporuna göre de mahrem yapı içerisinde vekil olarak görev alan temyize konu sanıklardan olan ...’in sohbet grubunda yer alan sanık hakkında gizli tanık Damla’nın soruşturma aşamasında sanığın sohbet sorumlusu olduğu şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmakla; gizli tanığın mahkeme huzurunda dinlenmesi ile UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında bilgi ve beyan olup olmadığının araştırılması, CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyeceklerinin sorulması ile tüm dosya kapsamının bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi, c- ... hakkında; Sinerji Mevzuat ve İçtihat Programı Sayfa 4 /5 Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığının veri inceleme raporuna göre “A5” olarak kodlanan sanık hakkında beyanda bulunduğu anlaşılan başka dosya şüphelisi ...’ın aşama beyanlarının getirtilerek mahkeme huzurunda tanık olarak dinlenmesi ile UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanık hakkında bilgi ve beyan olup olmadığının araştırılması, CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyeceklerinin sorulması ile tüm dosya kapsamının bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi, d- ... hakkında; Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığının veri inceleme raporuna göre “A5” olarak kodlanan, tanık beyanlarına göre de 2010 yılı, 2012 yılı, 2013 yılı ve 2014 yılı Nisan ayında sohbet toplantılarına katıldığı anlaşılan sanık hakkında atılı suçtan mahkumiyeti yerine delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde beraatine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, tarihinde yürürlüğe giren tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304/1. maddesi uyarınca dosyanın Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, tarihinde oybirliğiyle karar verildi. ________________________________________________________________________________________ Yanlızca CGNAT kayıtlarına ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,BERAAT SEBEBİ sayılmıştır Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyizin sebebine göre dosya incelendi gereği düşünüldü; Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun tarih, 2017/16-956 E. 2017/370 K. sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği tarih, 2015/3 E. 2017/3 sayılı kararında; "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı"nın kabul edildiği gözetilmekle, ByLock uygulaması programının indirilmesinin, mesajlaşmak/haberleşmek için yeterli olmadığı, öncelikle kayıt esnasında kullanıcının bir kullanıcı adıyla parola üretmesi, mesajlaşma için ise kayıt olan kullanıcılara sistem tarafından otomatik olarak atanan ve kullanıcıya özel olan ID kimlik numarasının bilinmesi ve karşı tarafça onaylanması gerektiği, karşılıklı ekleme olmaksızın iletişime geçilme imkanının bulunmadığı; ByLock iletişim sisteminde bağlantı tarihi, bağlantıyı yapan IP adresi, hangi tarihler arasında kaç kez bağlantı yapıldığı, haberleşmelerin kimlerle gerçekleştirildiği ve içeriğinin ne olduğu tespit edilebildiğinden bağlantı tarihinin, bağlantıyı yapan IP adresinin tespit edilmesi ve hangi tarihler arasında kaç kez bağlanıldığının belirlenmesi, kişinin özel bir iletişim sisteminin bir parçası olduğunun tespiti için yeterli olduğu, haberleşmelerin kimlerle yapıldığı ve içeriğinin ne olduğunun saptanması ise kişinin örgüt içindeki konumunu tespit etmeye yarayacak bilgiler niteliğinde olduğu; ByLock kullanıcılarının tespitinin ByLock sunucusunda kayıtlı IP adresleri üzerinden yapıldığı, böylece ByLock sunucusunda kaydı olan kullanıcıların User-ID Kullanıcı No tespitini ve mesaj içeriklerinin çözümünü şifre ve gruba kayıtlı kişilerin tespitini, bu kişilerin birbirleriyle olan ilişki ve irtibatlarını ortaya koyan ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının sanığın hukuki durumunun belirlenmesi bakımından önemli olduğu; ByLock kullanıcılarının tespitleri açısından operatörler tarafından tutulan CGNAT HIS kayıtları bir çeşit üst veri olduğu, CGNAT kayıtları özet veri olması nedeniyle bir iz ve emare niteliğinde olduğundan tek başına kişinin gerçek ByLock kullanıcısı olduğunu göstermeyeceği, kişilerin iradeleri dışında ByLock sunucularına yönlendirilmiş olma ihtimalinin bulunduğu, nitekim ... Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde yürütülen ve BTK tarafından yapılan teknik çalışmalar sonucunda iradeleri dışında ByLock sunucularına yönlendirildikleri saptanan kişinin tamamının CGNAT kayıtlarının olduğu ve tespit edilen CGNAT kayıtlarına göre ByLock uygulamasının IP’lerine bağlantıya yönlendirildiklerinin belirtildiği; Kişinin User-ID ve şifrelerinin belirlenememesi ve fakat CGNAT kayıtlarıyla ByLock sunucusuna bağlantı yaptığının tespit edilmesi halinde, kişinin gerçek ByLock kullanıcısı olduğu ihtimalinin yanında User-ID ve şifresi tespit edilemediğinden ByLock sunucularına tuzak yöntemlerle Morbeyin vb. yönlendirilmiş olabileceği ihtimalinin de bulunduğu; Bu nedenle ancak operatör kayıtları ve User-ID eşleştirmesi doğru yapılabilen kişilerin gerçek ByLock kullanıcısı olduklarının kabulü gerekeceğinden, kişinin örgütsel gizliliği sağlamak ve haberleşmek amacıyla ByLock sistemine girdiğinin ve bu sistemi kullandığının,User-ID, şifre ve grup elemanlarını içerir ByLock tespit değerlendirme tutanağı ve CGNAT kayıtlarını içeren belgeler ile kesin olarak kanıtlanmasının zorunlu olduğu hususları gözetilmekle, Dairemizde temyizen incelenen dosyalarda yazılan müzekkerelere verilen cevaplar nazara alındığında, ayrıca; iş bu dosyada Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen tarihli tutanak içeriğine göre; yapılan çalışmalarda sanığın bylock içeriklerine rastlanmadığı ve halen çalışmaların devam ettiğinin bildirildiği anlaşılmakla, ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında; ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının teminine çalışılıp, bulunması halinde dosyaya getirtilerek duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yalnızca CGNAT kayıtlarına ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi, Kanuna aykırı sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosya kapsamındaki delil durumu, hükmolunan ceza miktarı aleyhe temyiz bulunmaması ve sanığın tutuklulukta geçirdiği süre gözönüne alınarak 5271 sayılı CMK’nın 109/3-a maddesi gereğince “Yurt dışına çıkamamak” adli kontrol tedbirinin uygulanması suretiyle sanığın TAHLİYESİNE, başka suçlardan hükümlü veya tutuklu bulunmadığı takdirde DERHAL SALIVERİLMELERİNİN sağlanması için ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, tarihinde yürürlüğe giren tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, tarihinde oybirliği ile karar verildi. _______________________________________________________________________________________________________________________ ARDIŞIK ARAMA BOZMA KARARI YARGITAY Dairesi Esas 2021/ 5305 Karar 2021 / 9769 Karar Tarihi Suç Silahlı terör örgütüne üye olma, Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık ve Resmi belgede sahtecilik Sanıklar ..., ... ve ... için, Sanık ... için, II Resmi belgede sahtecilik ve Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçu yönünden; 5271 sayılı Kanunun 232/2-c maddesi gereğince verilen kararın niteliği dikkate alınarak yazılmamıştır Hüküm ISilahlı terör örgütüne üye olma suçundan; TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 3-5/1, TCK’nın 62/1, 53/1-2-3, 58/9, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi, IIResmi belgede sahtecilik ve Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan; CMK'nın 223/2-a-b. maddeleri uyarınca beraatine ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar ile bu kararın katılan kurum vekillerinin temyizi üzerine, temyizi kabil olmadığı gerekçesi ile temyiz talebinin 5271 sayılı CMK'nın 286/2-a maddesi gereğince reddine ilişkin ek karar Temyiz edenler Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... müdafileri, sanık ... ve müdafii, sanık ... ve müdafii, sanık ... ve müdafii, sanık ... ve müdafii, sanık ... ve müdafii, katılanlar Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi ve ... vekilleri Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Hükmolunan cezanın süresine göre şartları bulunmadığından sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ...'in duruşmalı inceleme isteminin CMK'nın 299. maddesi uyarınca REDDİNE, I- Sanık ... yönünde Silahlı terör örgütüne üye olma, Resmi belgede sahtecilik ve Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçuna ilişkin katılanlar Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi ve ... vekillerinin temyiz talebinin CMK'nın 296/1 maddesi gereğince reddine dair ek karara yönelik temyiz istemi üzerine yapılan incelemede; Katılan ... Başkanlığının atılı tüm suçlar yönünden; katılan ... Hazinesinin ise Silahlı terör örgütüne üye olma ve Resmi belgede sahtecilik suçları yönünden suçtan doğrudan doğruya zarar görmediği ve bu nedenle de davaya katılma hakkı bulunmadığı nazara alındığında katılan vekillerinin davaya katılmasına ilişkin verilen karar hukuki değerden yoksun olup hükmü temyiz yetkisi vermediğinden, Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçuna yönelik ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı CMK'nın 286/2-g maddesi gereğince kesin olup, temyizi kabil kararlardan olmaması nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen tarihli temyiz talebinin reddine dair karar usul ve kanuna uygun bulunduğundan, katılan Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi ve ... vekillerinin anılan tarihli ek karara karşı yaptığı başvurunun reddi ile redde ilişkin ek kararın ONANMASINA, II- Silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... müdafileri, sanık ... ve müdafii, sanık ... ve müdafii, sanık ... ve müdafii, sanık ... ve müdafii, sanık ... ve müdafii temyiz talebinin incelenmesinde; Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Katılan Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi vekilinin, sanık ... dışındaki sanıklar hakkında Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan aleyhine bir talebinin olmadığı ve tarihli ek kararın temyizi ile sadece ... yönünden temyize geldiği anlaşılmakla tebliğnamedeki iade düşüncesine iştirak edilmemiştir. A- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... yönünden, Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., sanık ... ve müdafii, sanık ... ve müdafii, sanık ... ve müdafii temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün ONANMASINA, B- Sanıklar ..., ... ve ... yönünden, Ayrıntıları Dairemizin tarih ve...sayılı kararında açıklandığı üzere; bir asker şahsın; örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olduğunun kabulü gerektiğinden; Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; HTS kayıtlarına göre sanık ...'ın ankesörlü telefonlarla/sabit hatlardan kendi rütbesindeki asker şahıslarla 5 ardışık 5 tekil olarak arandığı, sanık ...'ın ankesörlü telefonlarla/sabit hatlardan kendi rütbesindeki asker şahıslarla 13 ardışık 20 tekil olarak arandığı, sanık ...'in ankesörlü telefonlarla/sabit hatlardan kendi rütbesindeki asker şahıslarla 10 ardışık 79 tekil olarak arandığı, yine HTS verileri inceleme tutanağında ismi geçen askeri personeller hakkında aynı terör örgütüne mensup oldukları gerekçesiyle soruşturma işlemlerine başlanarak davalar açıldığı anlaşılmakla ankesörlü aramaya ilişkin HTS kayıtları ve tüm dosya kapsamına göre, yerel mahkemenin kabulünde isabetsizlik bulunmadığından, Yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık ... müdafii, sanık ... ve müdafii, sanık ... ve müdafii temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün ONANMASINA, C- Sanık ... yönünden, Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Dairemizin tarih ve... Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; Asker bir şahsın; örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, "her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olacağı", hususu gözetildiğinde; Öncelikle dosyaya hükümden sonra gönderildiği anlaşılan ...'in evinde yapılan aramada ele geçirilen dijital materyale dair analiz raporu ve ekleri ile sanık ... hakkında aleyhe beyanlar içeren ... isimli şahsın ifadelerinin CMK'nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanıklar ve müdafilerine okunarak diyeceklerinin sorulması, ayrıca sanığın görev yaptığı yerlerin tespiti ile ilgili yerlere yazı yazılmak suretiyle, görev yaptığı yerler itibariyle haklarında ankesör veya sabit hatlardan periyodik ya da ardışık aramalarının olduğuna yönelik herhangi bir kayıt, soruşturma veya kovuşturmanın olup olmadığının saptanması, varsa buna ilişkin bilgi ve belgelerin getirtilmesi yine sanık ile birlikte ardışık arandığı tespit edilen şahıslar var ise bu şahıslarla ilgili herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma olup olmadığı belirlendikten sonra şahısların tüm aşama ifadelerinin getirtilerek gerekirse tanık olarak dinlenmelerinin sağlanması, en sonunda ise UYAP'ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında araştırma yapılarak sanıklar ile ilgili herhangi bir beyan olup olmadığının tespiti ile tüm bu bilgi ve belgelerin CMK'nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ... müdafine okunup değerlendirildikten sonra sanığın hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulması,Kanuna aykırı, sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan bu sebeplerden dolayı hükmün CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, tarihinde yürürlüğe giren tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın ... 3. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için...Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, tarihinde oybirliğiyle karar verildi. ARDIŞIK ANKESÖR ARAMA BOZMA KARARI YARGITAY Dairesi Esas 2021/ 2379 Karar 2021 / 9901 Karar Tarihi Suç Silahlı terör örgütüne üye olma Hüküm TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63 maddeleri gereğince kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin, yasal şartları oluşmadığından CMK’nın 299. maddesi gereğince REDDİ, Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Dairemizin tarih ve 2018/5526 Esas - 2019/6842 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; Asker bir şahsın; örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, "her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olacağı", hususu gözetildiğinde; 1-Sanıklar ile birlikte İstanbul ilinde ardışık arandığı belirtilen ve haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçundan devam eden soruşturma veya kovuşturmalar bulunan şahışlardan bir kısmına ilişkin belgelerin Mahkemesince dosya içerisine getirtildiği, bu kapsamda olan ve hakkında başlatılan soruşturma veya açılan dava dosyalarında bulunan ifade ve tutanakların gönderilmesine ilişkin olarak yazı yazılmayan veya daha önce yazı yazılıp da cevabı dönmeyenlerin evraklarının temini ile sanıklar hakkında temyiz aşamasında dosyaya geldiği anlaşılan Türkiye geneli HTS/büfe analiz raporları da nazara alınıp bu kapsamda ardışık aranan başkaca şahısların olup olmadığının tespiti ile şahısların tüm aşama ifadelerinin getirtilerek tanık olarak dinlenmeleri de sağlanıp sanıklar ile ilgili herhangi bir beyanlarının bulunup bulunmadığını belirlenmesi, yine sanıklardan ... ile ardışık olarak arandığı tespit edilen itirafçı ...'ın etkin pişmanlık kapsamındaki ifadesinde kendisini sabit hatlardan arayan mahrem imamların ... kod adlı... ile ... kod adlı .. olduğunun anlaşıldığı şahışlara ilişkin olarak yapılan soruşturmaların akıbetlerinin araştırılarak dosyalarının suretlerinin getirtilmesi, gerektiği takdirde bu kişilerin tanık sıfatıyla dinlenilmeleri ayrıca sanıklardan ...'in ile ardışık olarak arandığı tespit edilen itirafçı ...'in, etkin pişmanlık ifadesinde, kendisine yapılan ankesörlü aramanın örgüt imamları tarafından yapılıp toplantıya çağrıldığını beyan etmesi ve kendisini arayan kişilerin gerçek kimliklerini de tespit ettiğinin anlaşılması karşısında, ...'in beyanlarındaki ... isimli şahsa ilişkin olarak yapılan soruşturmanın akıbetlinin araştırılarak dosyalarının suretlerinin getirtilmesi ardışık arama tarihlerinde sanıkların mekan itibarıyla o mahalde bulunmadıklarına dair savunmalarının doğruluğu da tesbite çalışıp, tüm bu belgelerin ve temyiz aşamasında dosyaya geldiği anlaşılan Türkiye geneli HTS/Büfe analiz raporlarının CMK'nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanıklar ve müdafiilerine okunup değerlendirildikten sonra sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulması, 2-Sanık ... hakkında, ayrıca ...'in beyanlarının suçun sübutu açısından ehemmiyet arzeder nitelikte olması nazara alındığında; öncelikle duruşmada yahut CMK’nın 180/5 maddesi gereğince tanığın SEGBİS ile hazır edilerek beyanlarının bizzat mahkeme tarafından alınması, sanık ve müdafiine soru sorma hakkı tanındıktan ve soruşturma aşamasındaki beyanları ile çelişki olması halinde çelişki giderildikten sonra bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanık ... ve sanıklar müdafilerinin, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, bu sebeplerden dolayı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanık ...'in üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, verilen ceza miktarı, bozma nedenleri ve tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alındığında tahliye talebinin reddi ile tutukluluk halinin devamına, tarihinde yürürlüğe giren tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, tarihinde oybirliğiyle karar verildi. Silahlı Terör Örgütü Nedir?Bir yapının silahlı terör örgütü olarak tanımlanabilmesi için5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 220. Maddesinde belirtilen örgüt şartlarını sağlaması,3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 1. Maddesinde belirtilen amaçları gerçekleştirmek için örgütlü bir yapısının olması,3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/1. Maddesinde belirtilen Cebir ve şiddet kullanılarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerini kullanmalı,Siyasi bir amaç taşımalı,Amaca matuf bir eylem gerçekleştirmeye yeterli derecede silahlı olması ya da bu silahları kullanabilme imkânına sahip bulunması Terör Örgütüne Üye Olma Suçu Nedir?Silahlı bir terör örgütüne katılmayı, bağlanmayı ve örgüte hakim olan hiyerarşik yapının emrine girmeyi ifade eden örgüte üyelik suçu Türk Ceza Kanunu’nun düzenlenmiştir. Maddeye göre; “Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır.”Madde gerekçesine göre, suçun unsurlarının oluşabilmesi için “…örgütün silahlı olması gerekmektedir. Ancak örgütün bütün mensuplarının silahlı olmaları zorunlu değildi; hedeflenen suçların işlenmesini sağlayabilecek derecede olmak üzere bazı üyelerinin silahlı olmaları suçun oluşması için yeterlidir.”Unutulmamalıdır ki, terör örgütüne üye olma suçu kast ile işlenebilen bir suç olup, failin örgütün amacını bilerek ve bu amacı benimseyerek örgüte girmesi örgüt belli bir amaç için kurulduğundan, failde bu amaca yönelik özel kasıt örgütün amacı örgüte katılanlar tarafından da bilinmelidir. Diğer bir deyişle örgüte üye olan kişinin, bu örgütün suç işlemek amacına yönelik olarak bir faaliyet icra ettiğini bilmesi gerekir.İzzet Özgenç, 75. Yılında Cumhuriyet Hukuku, nedenle failin sadece örgütün benimsediği siyasi-dini görüşe sahip olması, yakınlık duyması, sempati beslemesi onun silahlı terör örgütü üyesi olarak cezalandırılabilmesi için yeterli kişinin silahlı terör örgütü üyesi olarak kabul edilebilmesi için fail ile terör örgütü arasında devamlılık arz eden bir organik bağın bulunması gerekir. Yani failin örgütle organik bağ kurup, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden örgüt amacı doğrultusunda süreklilik çeşitlilik ve yoğunluk gösteren faaliyetlerde bulunması süreklilik kazanmış kararlarında Silahlı Örgüt üyeliği kabul edilebilecek bazı hallere örnek vermek gerekirse, örgüt ile ilgili faaliyette bulunmak, kamplarında siyasi veya silahlı eğitim almak, kod adı kullanmak, ders almak, eleman temin etmek süreklilik çeşitlilik ve yoğunluk gösteren Kapsamında Yapılan Yargılamalarda Sanığın Sürekli, Çeşitli ve Yoğun Faaliyet Gösterip Göstermediğinin TespitindeÖncelikle failin örgütün kriptolu haberleşme ağı olan Bylock kullanımının olup olmadığı, Bylock içerik bilgileri. Bank Asya’da hesabının bulunup bulunmadığı, varsa hesap hareketleri, failin dijital materyal incelemesi, failin kamudan ihraç bilgisinin olup olmadığı. SGK kaydı, vakıf-dernek üyeliği veya gazete ve dergi aboneliği, yurt dışı giriş çıkış bilgileri, eğitim geçmişi terör örgütü ile iltisaklı kurumlarda eğitim görüp görmediği, sendika üyeliği gibi kriterlerin baz alındığı göre, sadece bu unsurların süreklilik, çeşitlilik, yoğunluk gösteren faaliyet olarak sayılması yeterli olmayıp, esas önemli olan failin örgütün amacını bilerek ve bu amacı benimseyerek örgüte girip girmediğinin değerlendirilmesidir. Her dosyanın kendi şartları içinde değerlendirilmesi gereken ceza yargılamasında, failin durumunun bir ceza avukatı tarafından her olayda ayrıca incelenmesi makalelerimize buradan ulaşabilir veya büromuzdan randevu almak için buraya tıklayabilirsiniz. Giriş Türk Ceza Hukuku’nda suçun tamamlanmasından sonra gündeme gelen etkin pişmanlığın uygulanabileceği aşamalar; soruşturma başlamadan önce 5237 sayılı TCK, soruşturma aşamasında 5237 sayılı TCK, kovuşturma aşamasında 5237 sayılı TCK, ve infaz aşamasında 5237 sayılı TCK, olmak üzere dört başlık altında ele alınabilir. Aşağıda; TCK yer alan etkin pişmanlık hükümlerinin, istinaf ve temyiz kanun yollarında uygulanıp uygulanamayacağı değerlendirilecektir. “Etkin Pişmanlık” başlıklı TCK göre; “3 Örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeden yakalanan örgüt üyesinin, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz. 4 Suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi halinde, hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz. Kişinin bu bilgileri yakalandıktan sonra vermesi halinde, hakkında bu suçtan dolayı verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır”. TCK bir bütün olarak incelendiğinde “hükmolunmaz” ibaresine yer verildiği görülmektedir, ancak “hükmolunmaz” ifadesinden tam olarak ne anlaşılması gerektiği net değildir. Bir başka ifadeyle; TCK kapsamında kararı, sadece yerel mahkeme, yani ilk derece mahkemesi mi, yoksa beraberinde istinaf kanun yolu incelemesi yapan bölge adliye mahkemesinin ilgili ceza dairesi mi ve hatta temyiz mercii olan Yargıtay mı verebilir? Etkin Pişmanlığın Zaman Bakımından Uygulaması TCK lafzı dikkate alındığında, anılan müessesenin hükmün kesinleşmesi aşamasına kadar uygulama alanı bulacağının kabul edildiği ileri sürülebilir. Bu yorum kanun koyucunun amacına da uygun düşmektedir ki, Yargıtay uygulamasının da bu doğrultuda olduğu söylenebilir. Bu bakış açısında hareketle; istinaf aşamasında veya temyiz aşamasında yargılaması devam eden sanık, suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanabilir mi, yani etkin pişmanlık ilk defa istinaf veya temyiz aşamasında gündeme gelebilir mi? Bir fikre göre; sanığın istinaf aşamasında Türk Ceza Kanunu’nun 221. maddesinin 3. ve 4. fıkralarında tanımlanan etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğine dair dilekçe vermesi halinde, bölge adliye mahkemesi BAM ilgili ceza dairesi, davanın yeniden görülmesi yönünde karar vermemeli, bozma kararı vererek dosyayı bu hususta bir değerlendirme yapmak üzere ilk derece mahkemesine göndermelidir. Kuşkusuz, bölge adliye mahkemeleri, sadece 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 289. maddesinin 1. fıkrasının g ve h bentlerindeki haller haricindeki sınırlı sayıda sayılan hukuka aykırılık hallerinin varlığı halinde bozma kararı verebilir. Sözkonusu hal ise, BAM'ın bozma yapabileceği hukuka aykırılık hallerinden herhangi birine dahil değildir. Ancak bu halde yasal boşluk bozma yönünden bulunduğundan söz etmek mümkündür. Aksinin kabulü BAM'ın daha önce ilk derece mahkemesinin değerlendirme yapmadığı bir konuda temas etmediği delile ilk derece mahkemesinin yerine geçerek delil değerlendirmesi yapması anlamına gelecektir ki, bu durum 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 37. maddesine ve istinaf kanun yolunun özüne aykırılık teşkil edecektir. Diğer taraftan, BAM'ın ilk derece mahkemesi gibi hareket ederek hüküm vermesi 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun m. 47/3’de öngörülen durum hariç mümkün değildir. Yargıtay aşamasında ise; etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanma talebi üzerine Yargıtay bozma kararı verip, bu halde yukarıda değinilen gerekçeler doğrultusunda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 304. maddesi hükmünden farklı olarak dosyayı ilk derece mahkemesine göndermelidir. Yukarıda yer verilen görüşe katılmamakla beraber, bu görüşle aynı doğrultuda olan Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin tarihli, 2018/139 E. ve 2018/1471 K. sayılı kararına yer vermek isteriz; kararda Yargıtay 16. Ceza Dairesi, “Tüm dosya kapsamına göre; sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, incelenen dosyaya göre üyelik suçundan verilen hükümde bir isabetsizlik yok ise de; sanığın istinaf aşamasından sonra etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini bildirerek örgütle irtibatına ilişkin bilgiler verdiği tarihli dilekçesindeki hususlar değerlendirilip yeniden ifadesi alınmak suretiyle hakkında 5237 sayılı TCK'nın 221. maddesinin 4. fıkrasının 2. cümlesinde yazılı etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışıldıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmesi lüzumu, bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten bozulmasına” karar vermiştir. Görüldüğü üzere; Yargıtay 16. Ceza Dairesi, sanığın istinaf aşamasından sonra temyiz dilekçesinde etkin pişmanlıktan yararlanmak istemesi ve örgütle irtibatına ilişkin bilgiler vermesi hususunu dikkate alarak etkin pişmanlığın ilk defa temyiz dilekçesinde gündeme getirilmesini mümkün kılmıştır. Kovuşturması devam eden sanık; ilk derece mahkemesi önünde etkin pişmanlık hükümlerini ileri sürmese bile, ilk defa istinaf dilekçesinde veya ilk derece mahkemesi huzurunda ve sonrasında istinaf aşamasında dahi gündeme gelmese bile ilk defa temyiz dilekçesinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını talep edebilir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin CMK tatbik edip, dosyaya ibraz edilen yeni delilin değerlendirilmesi gerekliliğine dikkat çektiği söylenebilir. Ancak bize göre Dairenin verdiği karar isabetli değildir, çünkü Yargıtay ilk derece ve istinaf mahkemesinden farklı olarak bir temyiz merciidir ve maddi vakıa inceleme yetkisi yoktur. Etkin pişmanlık hükümleri ise, ilk defa ilk derece mahkemesi huzurunda veya maddi vakıa incelemesinin devam ettiği istinaf kanun yolunda gündeme getirilebilmelidir. İlk derece mahkemelerinin ve bölge adliye mahkemelerinin verdikleri kararların hukuki denetimini yapmakla yükümlü olan Yargıtay; sadece önceden dile getirilip de dikkate alınmayan veya reddedilen etkin pişmanlıkların değerlendirilmesi gerekliliğine dikkat çekerek, ilk derece mahkemesinin veya bölge adliye mahkemesinin kararını bozabilir. CMK göre; “Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır”. Yine CMK göre; “Temyiz sebebi, ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir”. Önceden hiç gündeme gelmemiş etkin pişmanlık müessesesinin ilk defa temyiz dilekçesinde öne sürülmesinin mümkün kılınması, Yargıtay’ın denetleme fonksiyonunu aşarak, ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemelerinin görevi olan maddi vakıa incelemesi yapmasının önünü açacaktır. Belirtmeliyiz ki; etkin pişmanlık talebe bağlı değildir, bireyin talebi olmasa da eğer kişinin etkin pişmanlığı ve buna ilişkin beyanı varsa, mahkeme yine de etkin pişmanlık hükümlerini uygulamak zorundadır. İşte bu durumda, üst mahkemeler bölge adliye mahkemeleri ve Yargıtay işe müdahale edebilir. Ancak bu durum, Yargıtay’ın hukukilik denetimi yetkisinde kalan ayrı bir konudur. İfade etmek istediğimiz asıl mesele ise; hiç etkin pişmanlığı olmayan sanığın, ilk defa temyiz dilekçesinde bahse konu müesseseyi gündeme getirmesidir ki, bu durum, maddi vakıaya ilişkin yeni bilgilerin dosyaya sunulmasını gerektirecek ve hükmün hukuki yönüne ilişkin olması gereken temyiz sebebinin kapsamının genişlemesine ve TCK yer alan kanunilik ilkesinin ihlaline sebebiyet verecektir. Yargıtay’ın yukarıda yer verilen kararı dikkate alındığında; istinaf aşamasından sonra da etkin pişmanlığın ilk defa gündeme getirilebilmesini mümkün kılarak maddi hakikate ulaşmayı ön plana çıkardığı söylenebilir, ancak bunu yaparken yetki sınırını da aştığı görülmektedir. Kaldı ki; kişinin temyiz dilekçesinde verdiği bilgilerin, bu aşamada ne kadar yararlı olacağı konusu da ayrı bir tartışma konusudur. Çünkü etkin pişmanlığın tatbik edilebilmesinin yegane koşulu sanığın verdiği bilgilerin örgütün dağılmasına ve örgütün mensuplarının yakalanmasına elverişli olmasıdır. Temyiz aşamasında sanığın etkin pişmanlığı ilk defa gündeme getirebileceği kabul edilse bile, kişinin verdiği bu bilgilerin örgütün çözülmesinde veya faaliyetlerinin ortaya çıkarılmasında işe yarayıp yaramadığı konusu ön plana çıkacaktır. Çünkü birden çok sanığın olduğu örgüt suçlarında, sanıklardan birisinin ilk defa temyiz dilekçesinde etkin pişmanlıktan yararlanmak isteğini öne sürdüğünde verdiği bilgiler, haklarında kesinleşmiş karar olan diğer sanıkların aleyhine kullanılamayacaktır. Bir örnek vermek gerekirse; etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen sanığın verdiği bilgiler neticesinde, üyelikten mahkum edilen bir başka kişinin aslında örgüt yöneticisi olduğu anlaşılsa da, bu şahıs bakımından aleyhe temyiz yoksa Yargıtay’ın aleyhe bozma yasağı nedeniyle, sözkonusu bilgilerin temyiz aşamasında gündeme getirilmesinin yargılamaya bir katkısı olmayacaktır. Çünkü Yargıtay’ın; sanıklardan birisinin etkin pişmanlık kapsamında verdiği bilgileri dikkate almak suretiyle, yönetici olduğu anlaşılan ancak üyelikten mahkum edilen ve hakkında kesinleşmiş karar bulunan bir diğer sanık hakkında verilen hükmü aleyhe bozması mümkün değildir. Dolayısıyla; etkin pişmanlığın ilk defa temyiz aşamasında gündeme getirilmesinin, örgütün çözülmesine veya faaliyetlerinin ortaya çıkarılmasına bir katkı sağlamayacağı da ileri sürülebilir. Yargıtay’ın CMK tatbik edip; sanığın temyiz dilekçesinde verdiği bilgileri dikkate alabileceği ve kararı etkin pişmanlık hükümlerinin değerlendirilmesi amacıyla ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verebileceği fikri ilk bakışta mantıklı görünebilir, fakat bu durumda sorun, yeni delilin örgütün çözülmesine veya faaliyetlerinin ortaya çıkarılmasına ne derece katkı sağlayacağı olacaktır. Çünkü dosyaya sunulan yeni delil; yukarıda açıklandığı üzere, haklarında kesinleşmiş hüküm bulunan kişilerin aleyhine kullanılamayacak, belki yargılamanın yenilenmesi konusu olacak, bununla birlikte yargılaması devam eden dosyalarda “yeni delil” sıfatını taşıyacaktır. Dolayısıyla elde edilen bilgilerin; örgütün dağılmasına veya örgüt mensuplarının örgüt içerisindeki pozisyonlarının ne olduğunun çözülmesine somut bir katkı sağlamayacağı ihtimali de gündeme gelebilecektir. Etkin pişmanlık müessesesinde asıl önemli olan kişinin pişman olması veya uslanması değil, kişinin verdiği bilgilerin yararlı olup olmayışıdır. Her ne kadar TCK “pişman olarak” ibaresine yer verilse de, bir kişinin pişman olup olmayışını, söylediği sözle tespit etmek mümkün değildir. Madde başlıklarının ve gerekçelerinin de bağlayıcılığı olmadığı dikkate alındığında; etkin pişmanlıkta amaç, maddi hakikate ulaşmaksa, burada en önemli hususun şüpheli veya sanığın verdiği bilgilerin yararlı olup olmayışında toplandığını söylemek yerinde olacaktır. Ancak yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında, Yargıtay aşamasında verilen bilgilerin ne kadar yararlı olacağı da tartışmalıdır. Etkin pişmanlığın TCK yönünden tatbikine bakacak olursak; Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin tarihli, 2017/3994 E. ve 2018/1553 K. sayılı kararına göre; “… Etkin pişmanlık hükümlerinin yağma, hırsızlık ve mala zarar verme suçlarında yargılama süresi içerisinde hüküm verilinceye kadar ilk derece mahkemesi tarafından uygulanabileceği, hüküm verildikten sonra etkin pişmanlıktan söz edilemeyeceği gözetilmeden TCK’nın 168. maddesinin istinaf kanun yolu aşamasında uygulanmış olması kanuna aykırı ise de; karşı temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır”. Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin TCK yönünden etkin pişmanlığın istinaf kanun yolunda uygulanmasını mümkün görmemiştir. Öncelikle bu kararı isabetli bulmadığımızı belirtmek isteriz. Bölge adliye mahkemesi ilk derece mahkemesinin kararını kaldırırsa, TCK uyarınca etkin pişmanlık “hüküm verilmeden önce” tatbik edilebileceğinden, CMK de bölge adliye mahkemesinin yeniden hüküm kurması mümkün olduğundan, etkin pişmanlık hükümlerinin tatbiki kovuşturmanın devam ettiği istinaf aşamasında da mümkün olmalıdır. Kaldı ki; Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin silahlı terör örgütüne üye olma kapsamında etkin pişmanlık müessesesinin tatbikini temyiz aşamasında mümkün kılıp, Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin TCK öngörülen etkin pişmanlık hükümlerini maddi vakıa yargılamasının devam ettiği istinaf aşamasında uygulanmasını kanuna aykırı bulması çelişkiye yol açmıştır. Özetle; TCK istinaf aşamasında uygulanabileceğini düşünmekteyiz. Maddede geçen "cezaya hükmolunmaz" ibaresi mahkemenin bu müesseseyi karar aşamasından önce uygulanabileceği anlamına gelir ki, istinaf mahkemeleri de yargılama yapan bir mahkeme olduğundan her halükarda TCK tatbik edebilir. Ancak Yargıtay için durum farklıdır; çünkü ilk derece mahkemesi sıfatıyla gördüğü davalar dışında Yargıtay, sadece hukukilik denetimi yapan temyiz merciidir. Yargıtay maddi vakıa incelemesi yapmaz; ilk derece ve ikinci derece mahkemelerinin, mevzuatı, incelemekle yükümlü oldukları somut olaylara doğru uygulayıp uygulamadıklarını denetler. Ayrıca; ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi huzurunda yargılama sona ermiş, kişiye örgüt üyeliğinden ceza verilmiş ve bu kişi hakkında da aleyhe temyiz yoksa, yani karar kesinleşmişse, aleyhe bozma mümkün olmayacağından, temyiz aşamasında başka bir sanığın etkin pişmanlığı gündeme getirmesinin de bir faydası olmayacaktır. Çünkü Yargıtay artık ilk sanık hakkında verilen hükmü bozamayacağından etkin pişmanlığın uygulama koşulları da gerçekleşmeyecektir. Ancak istinaf aşamasında yargılama devam ettiğinden, etkin pişmanlığın gündeme getirilmesi mümkün gözükmektedir. Etkin pişmanlığın ne zaman yapılacağı ve geçerliliği ile ilgili hüküm TCK öngörüldüğü halde, benzer yönde düzenlemenin TCK bulunmadığı görülmektedir. Esasen; tüm etkin pişmanlık hallerinin bir madde altında toplanması, ne zaman yapılacağı ve geçerliliği, yapılma şekli ile tarafların hak ve yükümlülüklerinin ne olduğu konularının ayrıntılı bir biçimde düzenlenmesi, her ne kadar etkin pişmanlığın dürüst yargılanma hakkı bakımından sakıncalara yol açtığı ileri sürülse de, maddi hakikat ve adalet ile asıl suçlara ulaşma, yani gerçekleri ortaya çıkarma konusunda faydalı olduğu, bununla beraber etkin pişmanlıkta bulunanlardan gelebilecek sahte, gerçek dışı ve soyut bilgilere karşı dikkat edilmesi lüzumu tartışmasızdır. Etkin pişmanlığın madde başlığı ve gerekçesine bağlı kalmadan, asıl önemli olanın özellikle örgütlü suçlarda ağır faaliyetleri ve bunların gerçek sorunlarını ortaya koyup, örgütü çözmek olduğu gözardı edilmemelidir. Elbette bu noktada haklar dengesine, şüphelinin ve sanığın haklarına saygı gösterilmesine, tahkik sisteminin tatbikine yol açan uygulamalara izin verilmemesi gerektiği de tartışmasızdır. Sonuç olarak; konu ile ilgili Yargıtay kararlarına rağmen, mevcut durumda TCK metni açıktır, hiç gündeme getirilmemiş ve ilk defa temyiz kanun yolu aşamasında gündeme getirilmiş etkin pişmanlığın dikkate alınması yasal açıdan mümkün değildir. . Prof. Dr. Ersan Şen Stj. Av. Filiz Demirbüker . Bu köşe yazısı, sayın Prof. Dr. Ersan ŞEN tarafından sitesinde yayınlanması için kaleme alınmıştır. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısının tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısının bir bölümü, aktif link verilerek kullanılabilir. Yazarı ve kaynağı gösterilmeden kısmen ya da tamamen yayınlanması şahsi haklara ve fikri haklara aykırılık teşkil eder. - [1] TCK göre; “1 Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. 2 Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir. 3 Yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek cezanın, birinci fıkraya giren hallerde yarısına, ikinci fıkraya giren hallerde üçte birine kadarı indirilir. 4 Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır. 5 Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise, verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki defadan fazla yararlanamaz”. YARGITAY 16. Ceza Dairesi Esas 2021/420 Karar 2021/3454 Tebliğname No 16 - 2019/24419 Suç Silahlı terör örgütüne üye olma Hüküm TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 3, 5/1, TCK'nın 62/1, 53/1-2-3, 58/9, 63 maddeleri gereğince mahkumiyetine istinaf başvurusunun esastan reddine Temyiz eden Sanık müdafii Tebliğnamedeki düşünce Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; Tüm dosya kapsamına göre; sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, incelenen dosyaya göre üyelik suçundan verilen hükümde bir isabetsizlik yok ise de; hüküm verildikten sonra temyiz aşamasında tarihinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğine dair dilekçe vererek bir kısım beyanlarda bulunan sanık hakkında TCK’nın 221. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlıktan faydalanma şartları açıkça anlatılmak suretiyle, beyanının teferruatlı olarak alınması, gerekirse ismini verdiği şahıslarla ilgili kolluk marifetiyle araştırma yapılıp teşhis yöntemine başvurulması, verdiği bilgilerin sanığın örgütte geçirdiği süre ve konumu itibariyle yeterli olup olmadığı da değerlendirilerek, sanık hakkında TCK'nın 221. maddesinin 4. fıkrasının 2. cümlesinde yazılı etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılıp sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanık müdafıinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün BOZULMASINA, tarihinde yürürlüğe giren tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Konya 8. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, tarihinde oybirliğiyle karar hukukun adaletli dağıtılabilmesi için yargı kararlarının paylaşımına daha çok önem vermektir. sitesi, paylaşılan kararların yargısal faaliyetlerde kullanılmasında herhangi bir hak ve sorumluluk kabul etmemektedir.

fetö etkin pişmanlık istinaf kararları