🥇 Ya Cemil Ya Nur Ya Musavvir

RfiN. Yaratılmış olan her ne varsa belli bir şekle ve özelliğe sahiptir. “el-Musavvir” ism-i şerîfi, Allah Teâlâ’nın, yaratıcılığına delâlet eden bir başka ism-i şerîfidir. Her şeyi belli bir şekil ve özellik vererek yaratmak, “el-Musavvir” ism-i şerîfinin manasını ifade eder. Kâinatı güzel ve özel kılan, barındırdığı her şeyin birbiriyle uyumlu oluşu ve ahengidir. Bu uyumu, gelişimi ve ahengi en güzel şekilde anlayabilmek, bir su damlasından hâsıl olan insanın, anne karnında geçirdiği evrelere ve doğduktan sonra geçirdiği aşamalara bakmakla, kolay bir şekilde mümkün olur. Yaratılmış olan şeyler birbirlerinden, özellikleri vasıtasıyla ayrılırlar. Onların böyle ayrı ayrı özelliklerde yaratılmış olmaları, “el-Musavvir” ism-i şerîfinin hükmüdür. Netice olarak, yaratılan her ne var ise seçilmiş ve seçilerek diğerlerinden ayrılmıştır. Bu büyük bir rahmettir ve bu noktada birçok hikmet söz konusudur. Bu rahmet ve hikmeti anlayabilmek için yaratılan şeyleri birbirinden ayırmayı sağlayan farkların, bir an için yaratılmadığını düşünmek kâfidir. Buraya kadar üzerinde durmuş olduğumuz, “yaratma” anlamı içeren “el-Hâlık”, “el-Bâri” ve “el-Müsavvir” ism-i şerîflerinin arasındaki farkı İmâm el-Gazzâlî Rahimehullâh, “el-Hâlık” ism-i şerîfinin kapsayıcı manasını ifadeyle beraber şöyle açıklamıştır “Cenâb-ı Hak, takdir edici olarak da “Hâlik”dir; icat ederek yokluktan varlığa çıkarıcı “Bâri” olarak da Hâlikdir. Nihayet “Müsavvir” şekillendirici olarak da hâliktir. Yaratıklara en güzel şekli O vermiştir. Onları gayet güzel nizam ve intizam içinde O, yaratmıştır…” Faziletleri ve Zikrindeki Faydalar Çocuk sahibi olamamak, ailelerin en büyük ızdıraplarından biridir. Böyle bir imtihana tabi tutulan aile için “Yâ Müsavvir” ism-i şerîfinin zikri tavsiye edilir. Bu terkip şöyledir Ailenin hanımı yedi gün, erkeği ise üç gün olmak üzere oruç tutarlar ve oruçlarını, iftardan hemen önce yirmi bir defa “Yâ Müsavvir” ism-i şerîfini zikrettikten sonra üfledikleri bu su ile açarlar. Bu terkibe devam ettikleri günlerde birlikte olurlarsa evlat sahibi olurlar. Samimî ve ihlâslı mü’minler, manasını hissederek “Yâ Müsavvir” zikrine devam ettikleri takdirde bu mübarek ism-i şerîfin eserleri ve tecellileri kendilerinde zahir olur. İşlerinde muvaffak olurlar. Zor olan işlerin üstesinden gelir, bu yolda karşılaşmış oldukları engelleri aşarlar. Meşru istekleri yerine gelir ve muratlarına da nail olurlar. Not Yazı başındaki arkaplan görseli “Helen Abbas”a aittir. İsmi belirtilmeden kullanılması yasaktır. Yüz güzelliği için dua okumadan önce dua hakkında bilmemiz gerekenler; Duayı okurken mutlaka sessiz bir ortam tercih etmelisiniz, dikkatinizin dağılmaması gerekir. Duayı okurken mümkünse ya sabahın ilk saatleri yada gecenin geç saatlerini tercih etmelisiniz. Çünkü dualar en çok bu vakitlerde kabul olur. Güzellik duası başkasının yerine de vekaleten okunabilir. Dua ederken en önemli nokta niyettir. Bu yüzden niyet ederken son derece dikkat etmemiz gerekir. Güzellik duası adı altında bir çok duayla karşılaşabilirsiniz. Ancak bu okuyacağınız dua gelmiş geçmiş en etkili dualardan biri olarak bilinmekte. Yüz güzelliği için dua nasıl yapılır? Evvela ilk önce abdest alınır. Abdest alındıktan sonra sessiz bir ortama geçilerek kıbleye dönmelisiniz. Kıbleye döndükten sonra, diz çöküp ellerinizi semaya açarak 7 defa besmele çekin ve şu şekilde niyet edin; “Allah’ım mukaddes esmalarından olan Ya Musavvir, Ya Şafi ve Ya Cemil’e dayanarak senden güzellik ve şirinlik diliyorum. Allah’ım, senin mukaddes surelerinden olan Fatiha ve İhlas Sureleri hatırına senden yüz güzelliği ve gönül güzelliği diliyorum. Sen duamı kabul eyle Allah’ım. Amin ” Yüz Güzelliği için Dua Bu aşamada gözlerimizi kapatarak 7 defa Fatiha suresi, 7 defa İhlas suresi okunur. Daha sonra 1 defa şu özel dua okunmalı ; ” Allah’ım, her kuluna ve içtenlik içinde yapılan her duayı kabul eden zatının sonsuz azametine sığınarak Fatih ve İhlas surelerinin hatırına sana ellerimi açtım. Yüreğim masum bir talebin aşkıyla yanıp tutuşur. Sen duamı kabul eyle, benim de gönlümü merhametinle nazar et. Amin ” Bundan sonra Esmaül Hüsna duasına geçilir; 3 defa besmele, 7 defa Ya Musavvir, 1 defa özel dua edilir 3 defa besmele, 7 defa Ya Şafi, 1 defa özel dua edilir 3 defa besmele, 7 defa Ya Cemil, 1 defa özel dua edilir. Ya Musavvir ve Güzellik duası; 3 besmele çekilir ve 7 defa Ya Musavvir okunur ve şu 1 defa özel dua söylenir; ”Allah’ım, sen tasvir edenlerin en güzeli ve suret çizenlerin en iyisisin. Senin kainata renk veren ve evreni süsleyen Musavvir esmana sığınarak kendime de güzellik ve tatlılık diliyorum. Biliyorum ki sen, Kur’an-ı Kerim’inde ”Allah’ın en güzel boyası” dersin. Ben de bu boyanın en tatlısını istiyorum. Amin.” Ya Şafi ve Güzellik duası; 3 besmele çekilir ve 14 defa Ya Şafi okunur ve şu 1 defa özel dua söylenir; ”Sonsuz şifa kaynağını biz kullanın üzerine yağdıran hikmetine, bütün güzelliklerle bizi merhametine ve akılları hayretler içinde bırakan azametine sığınarak ellerimi yüce dergahına açtım Ya Şafi. Benim duamı da Şafi esma-yı hüsnanın hatırı için kabul et. Amin. ” Ya Cemil ve Güzellik duası; 3 besmele çekilir ve 21 defa Ya Cemil okunur ve şu 1 defa özel dua söylenir; ”Gökyüzünü yıldızlarla yaldızlayan, yeryüzüne tatlı çiçeklerin mütebessim çehreleri ile güzellik katan, varlığının muhteşem saltanatı ile gönüllerimize sürur, gözlerinize nur bahşeden ve evrenin her noktasına güzellik mührünü basan Cemil esmana iltica ediyorum. Ya Cemil esmanın hatırı için duamı kabul et Allah’ım. Amin.” Cilt güzelliği için dua; Cilt güzelliği için yapılmış birçok dua bulunmaktadır. Allah’ın izni ile dualarımız er yada geç kabul olur inşallah. Yeter ki kalbimizin güzelliği yüzümüze de yansımış olsun. Resul-i Ekrem Aleyhissalatü Vesselam, Ebu Katade`nin genç kalması için şöyle dua etti Efleha’llahü vecheke, Allahümme barik lehu fi şa`rihi ve beşerihi` Allah yüzünün güzelliğini artısın. Allah’ım, saçını ve vücudunu kendisi için mübarek kıl. Ebu Katade ra bu duanın bereketiyle yetmiş yaşında vefat ettiği zaman yirmi beş yaşında bir genç gibi gösteriyordu. Yüzlerinde lekeler, akneler ve sivilceler olan kişiler için aşağıda verdiğimiz duayı okusunlar. Her gün sabah kalktığımızda bu duayı okumanızı tavsiye ederiz. Afgan kadınların cilt güzelliği için okuduğu duadır. Yunus suresi 26. ayet Lillezîne ahsenûl husnâ ve zîyâdehzîyâdetun, ve lâ yerheku vucûhehum katerun ve lâ zillehzilletun, ulâike ashâbul cennehcenneti, hum fîhâ hâlidûnhâlidûne. Anlamı İyilik edenleri iyilikle mükâfatlandırırız, daha da fazlasını veririz ve yüzleri kararmaz, zillete düşmez onlar. Onlardır cennet ehli, orada ebedî kalırlar. Rabbim nur yüzlü olmayı ve kalp gözümüz ferahlık içinde uyandırmayı nasip etsin. Güzellik Duası Canlı görünmek ve güzelleşmek için okunacak duâ; “Bismillahirrahmanirrahim, Allahümmec alni ve nuru Yusuf’a ala vechi femen reani yuhibbuni mehabbeten”. Anlamı Allah’ım, yüzümde Hz. Yusuf nuru ışığı olsun. Kim beni görürse sevsin. Bu dua her gün beş vakit namazından sonra yedi defa okunur. Ardından ele üflenerek yüze sürülür. Yusuf İndirilmiş Güzellik Duası Okunuşu “Yâ kuddusü-t tahirü min külli suin fe-lâ şey’e yüazühü min cemiy’i halkıhi yâ kuddûs!” Türkçe Anlamı “Ey bütün kötülüklerden pak ve temiz olan Zat ki bütün mahlukatı içerisinden hiç bir şey O’na denk olamaz. Yâ Kuddûs!” Allâh-u Te’âlâ bu ism-i şerifi Yûsuf Aleyhisselâma inzal buyurmuş, bu ism-i şerifin bereketiyle onun içini dışını pak eylemiş ayrıca ona çok üstün bir güzellik vasfı bahşetmiştir. Hatta o kadar ki kadınlar kendisini gördüklerinde; “Tenzih olsun Allâh’a! Bu kişi bir beşer olamaz. Olsa olsa bu ancak pek değerli bir melektir” Yûsuf Sûresi demişlerdir. İsm-i Şerifler hakkında “Sûfıyye ve meşâyıh hazarâtının beyanları veçhile; Allâh-u Te’âlâ, İdris Aleyhisselâm’a kırk İsm-i Şerîf öğretmiştir. Fakat bu İsm-i Şerifer kendilerine şerh yazan Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî Hazretleri’ne nispet edilmeleriyle meşhur olmuşlardır. Bunlardan her biriyle yapılan duaya icâbet çok çabuk olacağından her biri Ism-i Azam kabul edilmiş, mecmûuna hepsine ise “Esmâ-i Izâm en büyük isimler” adı verilmiştir. Bu ism-i şerier ulemâ, evliyâ ve kutuplar nezdinde sürat-i tesirle meşhur olmuştur. Evliyâullâhtan birçoğu en yüksek makamlara sadece bu isimlerin bereketiyle vâsıl olmuşlardır. Bu isimleri zikretmekle meşgul olanların üzerinde bu isimlerin bereketi süratle zâhir çabucak belirgin olur. Ancak bunun şartı takvâya riâyet ve hâlis niyettir. Allâh-u Te’âlâ bu isimleri İdris Aleyhisselâma indirmiş, bunların bereketiyle kavmine karşı ona yardım etmiş, onu onların yanlış işlerinden kurtarmış, onlar da ona iman ve ittibâ ederek felah bulmuşlardır. Sonra İdris Aleyhisselâm göklere kaldırılınca Allâh-u Te’âlâ bu İsm-i Şerifleri onun ümmetin¬de bırakmış, onlar da bu ism-i şerieri okuyup istifâdeye devam etmişlerdir.” Kaynak İsmâ’il Hakkî, Rûhu’l-beyân, 9/371 Sühreverdi, Şerhu’l-esmâi’l-erba’in Erbaini İdrisiye Yüz güzelleştirici dualar bazı insanlar yüz güzelliği için okunacak herhangi bir duanın olmadığını söyleseler de bu varsayımları yanlıştır. Hatta bu konuda eksik bilgiye sahip olmalarından kaynaklı olarak ortaya çıkmaktadır. Çünkü pek çok Kuranı Kerim ayetinde ve değerli Peygamber Efendimizin SAV hadislerinde özellikle kadınların güzelliği değer olarak ön planda tutulmuştur. Kuranı Kerimin bazı ayeti kerimelerinde yüz güzelliğini vurgulayan ayetler bulunmaktadır. Yüz Güzelliği İçin Nasıl Dua Edilmelidir? Kişi öncelikle güzel bir abdest alır ve ardından besmele çeker. Daha sonra yüz güzelliği için okunacak duaların esmalarına geçilmeden önce mutlaka gönlünüzdeki ve nefsinizdeki vesveselerden kurtulmak için 11 defa “Hasbünallahu ve nimel vekil” okunmalıdır. El-Latif esması, bu esma özellikle en ince olan ayrıntılara hem vakıf olan hem de bilen anlamına gelmektedir. Arka arkaya 5 kere “El Latif” ismi okunmalıdır. Kişi kendi için bütün şahsi meseleleri için mutlaka Allah’ın güzel isimlerinden olan El Latif esmasını okumalıdır. El Musavvir esması, bu esmanın anlamı ise, bütün varlıklara hem suret hem de şekil veren anlamını taşır. Arka arkaya 3 kere okunur, “El Musavvir” isminin hükmü şekil ve sureti değiştiren Cenabı Hakka dua eden kişinin şeklini ve suretini değiştireceğine güçlü bir şekilde inanmasıdır. En Nur esması, kendi nuru ile her iki alemi de nurlandıran anlamını taşımaktadır. 7 kere “En Nur” esmasını okuyun. Burada okunan nur insan için hem güzelliğin tecellisi hem de merhamet anlamında kullanılmaktadır. El Kuddüs esması, bu kıymetli esma noksanlıktan ve eksiklikten uzak olma anlamını taşır. “El Kuddüs” esmasını ard arda 9 kere okunmalıdır. El Kuddüs esması yüz güzelliği için okunacak dualar için oldukça önemli olan bir esmadır. Özellikle El Kuddüs ismi bütün eksikliklerin giderilmesi manasındadır. Yani güzellik bakımından da herhangi bir eksiklik duygusu olmaması için çok önemlidir. Yüz güzelliği için, yüzünde sivilce veya lekeler olanlar, her sabah yüzünüzü yıkamadan evvel bu duayı okuyun. Yunus süresi 26 ncı âyet-i kerim; Lillezîne ahsenûl husnâ ve zîyâdetun, ve lâ yerheku vucûhehum katerun ve lâ zilletun, ulâike ashâbul cenneti, hum fîhâ hâlidûnhâlidûne.” Anlamı Güzel iş yapanlara karşılık olarak daha güzeli ve bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet. İşte onlar cennetliklerdir ve orada ebedî kalacaklardır. Üstad’ımızı görmek için çoktan beri kalbimde cevelân eden arzu ve iştiyak, nihayet 1956 yılında tevfik-i İlâhiye ile tahakkuk etti. Yanımda okuyan Molla Zekeriyya isimli bir talebeyle bir Haziran sabahı erkenden, Trabzon – Samsun – Ankara güzergâhından Isparta’ya gitmek üzere otobüse bindik. Bu güzergâhı seçmemizin sebebi, Samsun’da yedek subay olarak askerlik yapan, Üstad’ımızın talebelerinden Mustafa Sungur’u ziyaret etmek idi. Otobüsümüz, şose yolda ağır ağır ilerlerken, ılık bir sabah güneşi etrafı aydınlatıyor ve nesim-i nevbahar lâtif lâtif esiyordu. Rüzgârın bu lâtif esişiyle uyanan taze çimenler aheste aheste dalgalanıyordu. Sanki yeryüzü bu nesimin hareketiyle cûş-u huruşa gelmiş, mütebessim yeşil sahralarını şu tatlı ihtizaz ile bizlere göstermek istiyordu. Gökten serpilen rahmet ışıklarına, yerden fışkıran bahar çiçeklerine nazar gezdirdikçe, gönlüm goncalar gibi açılıyor, baharın şevk ve sefasına ortak oluyordu. Önümüze çıkan dağlar, bayırlar, vadiler ve ırmaklar safa ve neş’e içinde bizlere kucak açıyor, yol veriyordu. Gençliğin en güzel deminde, yılın en güzel mevsiminde Üstad Hazretlerine müteveccihen yaptığım şu seyahat, beni sonsuz sevinç deryalarına atıyordu. Coşkun bir heyecanla bir saadet menziline doğru celb olunmaktaydım. O gün, hayatımın en mes’ud, en mesrur, en müstesna günlerinden biriydi. Nihayet, Gümüşhane gerilerde kaldı. Arabamız Zigana dağına tırmandıkça, ufuklar genişliyordu. Yol zirveye yaklaştıkça dağlar bütün ihtişamiyle her tarafta zuhur ediyordu. Bakışlarım kâh ufuklarda, kâh zirvelerde, kâh vadilerde, kâh masmavi gökyüzünde geziniyor ve yer yer beyaz pamuk yığınlarını andıran bu manzaralardan, sayfalardan gözlerim yorulunca, iç âlemime dalıyor, derin derin düşünüyordum. Afakî ve enfüsî asar-ı İlâhiye’yi tefekkür ettikçe nûr-u nazarım tevessü ediyordu. Yol boyunca, zaman zaman Üstad’ın “Münacaat” isimli eserini okuyor ve tefekküre dalıyordum. Fikrimi inkişaf ile yükselten, ruhumu mencezip eden, hayatıma saadet bahşeden, gayemi ulvîleştiren, istikbalimi aydınlatan bu münacattan ilk olarak şu pasajı okudum “Ey dağları zemin sefinesine hazineli direkler yapan Kadîr-i Zülcelâl! Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın ta’limiyle ve Kur’ân-ı Hakîm’inin dersiyle anladım ki Nasıl, denizler acâibleriyle seni tanıyorlar ve tanıttırıyorlar; öyle de, dağlar dahi, zelzele tesirâtından zeminin sükûnetine ve içindeki dâhilî inkılâbât fırtınalarından sükûtuna ve denizlerin istilâsından kurtulmasına; ve havanın gazat-ı muzırradan tasfiyesine ve suyun muhafaza ve iddiharlarına ve zîhayatlara lâzım olan mâdenlerin hazinedarlığına ettiği hizmetleriyle ve hikmetleriyle Seni tanıyorlar ve tanıttırıyorlar.” “Hem bu dünya hanında misafir yolcular için, koca dağları levâzımatlarına istikbaldeki ihtiyaçlarına muntazam ihtiyat deposu ve cihâzât anbarı ve hayata lüzumu olan çok definelerin mükemmel mahzeni olmak cihetinden işaret, belki delâlet, belki şehâdet eder ki, bu kadar kerîm ve misafir perver ve bu kadar hakim ve şefkatperver ve bu kadar kadîr ve rubûbiyetperver bir sâniin, elbette ve herhalde, çok sevdiği o misafirleri için, ebedî bir âlemde, ebedî ihsanatının ebedî hazineleri vardır. Buradaki dağlara bedel orada yıldızlar o vazifeyi görürler.” Niyazların, ilticaların, zikirlerin, fikirlerin harikulade bir şekilde iç içe tanzim edildiği bu münacatı, bir menba-ı kemâlât bir maden-i esrar gördüm. Kendi kendime “Ne ihatalı bir tefekkür, ne vüs’atli bir temaşa, ne zengin bir fikir, ne engin bir tasavvur, ne sınırsız bir hayal…” diye düşündüm. Evet, bu münacaatın ilhamıyla zihnim kâh asumana, güneşe, ay ve yıldızlara, kâh zemine, dağlara, bağlara, ormanlara, kâh denizlere, nehirlere, çaylara, çeşmelere, kâh çimenlere, çiçeklere, çayırlara, bayırlara, kâh bulutlara, yağmurlara, kâh gece ve gündüz sayfalarına ve bunlardaki hikmet ve faydalara çevriliyordu. Onlarda, Sâniin azametini, kudretini, rahmetini temaşa ettikçe, ruhuma şifâ ve tiryak, aklıma nûr ve ziya, kalbime huzur ve sürür tulü ediyordu. Şimdi, Anadolu’nun azametli ve bereketli dağlarından birinin zirvesindeyiz. Dağlar mor renklere bürünmekte. Güneş, altun renkli zülüflerini peşinden sürükleyerek huzur ve huşu içinde gurup seccadesine kapanırken, biz de akşam namazını eda ederek azamet-i İlâhiyye’nin dergâhında başımızı secdeye koyduk. Nihayet, geç saatlerde Trabzon’a indik ve geceyi orada geçirdik. Sabahleyin, Samsun’a gitmek üzere tekrar yola çıktık. Asude bir bahar sabahıydı. Sağımızda Karadeniz, derin bir uykudan sanki yeni ise, Anadolu bozkırlarının aksine, zümrüt yeşili dağlar, dik yamaçlar yükseliyor ve binbir çeşit bitki ve ağaç her tarafı örtüyordu. “Nûr-u hakikat afâktan tecelli eder.” kaidesine binâen, ben de, bir yanda bu muhteşem dağları, bir yanda da şu engin denizin sakin halini ibretle, tefekkürle ve biraz da hayret içinde seyrediyordum. Kudret-i Rabbaniye’nin, celil fermanlarını asarında göstermesi kalbimi feverana getirdi. Evet, tefekkür deryasına daldıkça hâlden hâle, tavırdan tavıra giriyordum. Bu muhteşem tablo içinde yol alırken ağaçlar hafifçe sallanmaya, deniz kıpırdanmaya başladı. Bakışım, denizin enginliklerine dalmıştı. Sabahın o sessizliği kayboluyor, ötelerden, enginlerden kopup gelen bir uğultu yavaş yavaş duyuluyordu. Uğultu, gittikçe yükseliyor ve dalgalar daha da kabanyordu. Derken, denizde azgın bir fırtına koptu. Dalgalar âdeta şaha kalkıyor ve köpükler saçıyordu. İşte, bu sırada, Üstad’ın okyanuslar gibi engin, zengin ve derin ilminden coşup gelen şu şehametli ifadelerini okudum “Eğer o yüksek hakikatları yakından temaşa etmek istersen, git fırtınalı bir denizden, zelzeleli bir zeminden sor. Ne diyorsunuz?’ de. Elbette Yâ Celîl, yâ Celîl, yâ Azîz, yâ Cebbar.’ dediklerini işiteceksin. Sonra deniz içinde ve zemin yüzünde merhamet ve şefkatle terbiye edilen küçük hayvanattan ve yavrulardan sor. Ne diyorsunuz?’ de. Elbette Yâ Cemîl, yâ Cemîl, yâ Rahîm, yâ Rahîm.’ diyecekler. Semayı dinle. Nasıl Yâ Celîl-i Zülcemal’ diyor. Ve hayvanlara dikkat et. Nasıl Yâ Rahman, yâ Rezzâk’ diyorlar. Bahardan sor. Bak nasıl Yâ Hannân, yâ Rahman, yâ Rahîm, yâ Kerîm, yâ Lâtif, yâ Atûf, yâ Musavvir, yâ Münevvir, yâ Muhsin, yâ Müzeyyin.’ gibi çok esmayı işiteceksin. Ve insan olan bir insandan sor. Bak nasıl bütün Esmâ-i Hüsnâ’yı okuyor ve cephesinde yazılı. Sen de dikkat etsen okuyabilirsin. Güya kâinat, azîm bir musîka-i zikriyyedir. En küçük nağme, en gür nağamata karışmakla, haşmetli bir letafet veriyor. Ve hakeza kıyas et.” Bu tefekkür levhası, gönüllerde ne tatlı letafetler ihya ediyor, ne yüksek hisler uyandırıyor ve onları ne parlak umutlara mazhar ediyordu. Bu levha Risale-i Nur’un, şu asrın insanlarına ne engin bir tefekkür ve marifet menbaı, ne zengin bir esrar hazinesi, ne ulvî bir lütuf olduğunu bana tahattur ettirdi. Bir ara, bir dere kenarında, çeşmelerin kaynağı şirin bir yerde mola indik. Öğle yemeği yedik ve abdest alıp namaz kıldık. Namazın bitiminde, cebimden “Münacaat”ı çıkararak yine okumaya başladım “Ey Rabbü’l-Berri ve’l-Bahr! “Kur’an’ın dersiyle ve Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın tâlimiyle anladım ki Nasıl gökler ve feza ve zemin Senin birliğine ve varlığına şehâdet ederler; öyle de bahirler, nehirler ve çeşmeler ve ırmaklar, Senin vücûb-u vücuduna ve vahdetine bedahet derecesinde şehâdet ederler.” “Evet, bu dünyamızın menba-ı acâib buhar kazanları hükmünde olan denizlerde hiçbir katre su yoktur ki, vücuduyla, intizamıyla, menfaatiyle ve vaziyetiyle Hâlık’ını bildirmesin.” Ne yazık ki, okumamı kesmek zorunda kaldım. Zira, mola bitmişti. Yol boyunca, neş’e ve sürür içinde kâh münacaatdan sayfalar okuyor, kâh tatlı sohbetler ediyor, kâh denizi, karayı, gökyüzünü temaşa ediyorduk. Zamanın nasıl geçtiğini bile farkedemedik. Bir ara, otobüsümüz yine bir mola yerinde durdu. Biz, acele inerek, önce ikindi namazımızı kıldık. Daha sonra, denizin, bütün ihtişamıyla göründüğü ve dalgaların uğultusunun duyulduğu bir masaya oturduk. Bir yandan çayımızı yudumluyor, bir yandan da ufuk ve batmaya meyleden güneşi ve onun, kızıldan pembeye kadar değişen birçok tonlarının serpildiği bulutları seyrediyorduk… Hayatımızdaki güzellikleri bu esma ile getirebilirsiniz *GÜNDE sadece 83 KERE* -Güzel hayat demek; sadece isteklerinizin hayata geçmesi demek değildir. Henüz bilmediğiniz farklı bir konfor, farklı bir haz ve çok daha güzel bir hayatın da kapısı aralanır kaderinizde. Ya Cemil esması karşınıza her daim güzellikleri getiren bir enerji alanı oluşturur. -Yüz güzelliği için okunacak esma budur. Hem genç kalmak hem de ışıltılı bir yüze, tene ve hayata sahip olmak isteyenler bu esmayı vird edinmelidir. -Ya Cemilu Ya Nur şeklinde niyet edip okuyanlar daha güçlü enerjiler çıkarır ortaya. Bu enerji hem auranızı hem de fiziksel bedeninizi iyileştirip güzelleştirir. -Baş ağrısı çekenler için büyük bir şifa kapısı olan Ya Cemil esması farklı ağrılar için niyet edilip okunabilir. -Yüz çizgilerinizi düzenleyip ve güzelleşmesini isteyenler bu esmayı Ya Musavvir esmasıyla okumalıdır. Yâ cemili yâ Musavvirü yâ Nur özellikle kameri saatlerde çok faydalı -Ya Hayy ve Ya Muhyi esmasıyla birlikte okuyanlar hem genç,hem de dinç ve zinde kalır. -Niyet ederek okuyanlar bütün sıkıntılarından ve can sıkıcı olayları hayatından çıkarır. -Güzelliğin sonsuz sahibi ve en güzeli olan Rabb’inin güzelliğinden güzellik isteyenler Ya Cemil esmasıyla bu güzelliğe sahip olur. -Ya Vedud ismiyle birlikte okuyanlar aşk kapılarını açarlar. Hem de ayrıldığı sevgilisine veya sevdiğine Allah’ın izniyle kavuşur. -Öyle bir enerjisi vardır ki iç sesinizi güzellikle yoğurur. Ya Cemil diyen dilleriniz sadece güzellikleri anar ve hayatınıza güzelliği katar. Bu güzellik dilinizden kalbinize, kalpten auraya ve ruhunuza oradan da yüzünüze yansır. Bu yansımalar; hayatınızı en ince detayına kadar en mükemmel şekilde değiştirir. ALLAH GÜZEL KALPLİ OLMAYA ÇALIŞAN GÜZEL İNSANLARIN HER DAİM Alıntı

ya cemil ya nur ya musavvir