🍾 Peygamber Efendimizin Ahlaki Özellikleri 10 Tane

02/03/2022 - by admin - Leave a Comment. Peygamber Efendimizin (s.a.v.) örnek ahlakını konu alan bir ayet meali ve bir hadis bularak defterinize yazınız. sorusunun cevabını kısaca yazdık. 8. sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders kitabı cevapları. Peygamberimiz (s.a.v.) biz müslümanlara güzel ahlak akımından da örnektir. Peygamberimizinahlâkını rahatlıkla kendimize örnek alabiliriz, taklit edebilir, ahlâkımızı güzelleştirebiliriz. Peygamberimizin ahlâkını ne kadar öğrenirsek hayatta o kadar başanlı olur ve mükemmele ulaşabiliriz. İşte, Peygamberimizin Örnek Ahlâkı, Mehmet PAKSU. AHLAKTA MÜKEMMEL ÖRNEK. HZMUHAMMED'İN DOĞUMU,ÇOCUKLUĞU,GENÇLİĞİ İnsanlığı hakka ve hakikata sevkedip dünya ve ahiret saadetlerini sağlamak üzere Allah Teâlâ tarafından gönderilen peygamberlerin sonuncusu ve alemlerin rahmeti olan Peygamber Efendimiz, genellikle kabul edildiğine göre 20 Nisan (12 Rabiulevvel) 571 Pazartesi günü Mekke'de doğdu. YORUM | AHMET KURUCAN Maddeler halinde değerlendirme yaparak “ümmî peygamber” yazı serimizi sonlandırıyoruz. 1- Bu konuyu kaleme alma sebebim hakikat arayışı içinde bulunan, ne Hz. Peygambere (sas) olan sevgisi ne de dinî samimiyetinden şüphe etmediğim bir dostumun Peygamber Efendimizin gerçekten okuma yazma bilip-bilmediği konusundaki sorusu oldu. Bu soru benim zihnimde Hz Peygamber, gece namazında ayakları şişinceye kadar kıyamda durur, 41 uzun uzun ve tane tane Kur'an okurdu. 42 Bazen gece boyu tek âyeti tekrarlayarak namaz kılardı. 43 Ebû Zer el-Gıfârî'nin naklettiğine göre Peygamberimiz bir gece namazında sabaha kadar, İbadetlerinen hayırlısı azda olsa devamlı olanıdır Aşırılığa ve din adına aşırılığa kaçmayı yasaklamıştır.Peygamber efendimizin Ölüm-Kabir-Ahiret ve diriliş/Cennet/Cehennem ile ilgili bilgilerini dinleyen üç sahabi Şöyle karar almışlardı:1.si:Ben hiç evlenmeyeceğim ve kadından uzak duracağım ,diğeri ben Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in Örnek Ahlakı. "Kişiyi Sevmenin Alameti O'na Benzemektir" denildiği gibi , Biz de Peygamber Efendimiz (S.A.V)'e olan sevgimizi inşAllah onun yaşamını örnek alarak da gösterebiliriz. O yüzden muhterem Hocamız Mehmet Paksu'nun "PEYGAMBERİMİZİN ÖRNEK AHLAKI" isimli eserini kısım kısım burada Peygamber(Farsça: پیامبر) veya yalvaç, Tanrı tarafından bir dini veya dinî öğretiyi yaymakla görevlendirildiğine inanılan kişidir. Peygamberler ayrıca dinî terminolojide ayet , işaret veya mucize denilen doğaüstü güç veya olayların kendilerine atfedildiği mitolojik veya yarı mitolojik insanlardır. PeygamberEfendimiz in mezarlıktan geçerken selam vermesi ölüye definden sonra telkin vermesi suyu besmele ile içmesi orucunu tuz ile açması tırnaklarını cuma günü kesmesi yatarken sağ tarafına dönüp de yatması Peygamber Efendimizin sünnetlerindendir. Peygamber efendimizin sünnetleri nelerdir 10 tane? PolcVJ. Ana Sayfaİslam tarihi نفر 0 Peygamberimizin ahlâkının en önemli özelliği, Allah vergisi oluşudur. O bütün güzel vasıfları, çalışıp, emek verip, bir çaba sonucu kazanmış değildir. Onun ahlâkı Allah tarafından ihsan edilmiş, ikram edilmiştir. Yüce Allah onu insanların örnek alacağı kusursuz, eksiksiz ve seçkin bir şekilde yaratmıştır. Peygamberimizin ahlâkının en önemli özelliği, Allah vergisi oluşudur. O bütün güzel vasıfları, çalışıp, emek verip, bir çaba sonucu kazanmış değildir. Onun ahlâkı Allah tarafından ihsan edilmiş, ikram edilmiştir. Yüce Allah onu insanların örnek alacağı kusursuz, eksiksiz ve seçkin bir şekilde yaratmıştır. O dünyaya gözünü açıp kapayıncaya kadar hep aynı huy ve ahlâk üzerinde yaşamıştır. Ondaki güzel vasıflar yaratılışında mevcuttu. Onu eğiten, edep ve ahlâkın en üstün özellikleriyle süsleyen Yüce Rabbidir. İşte bundan dolayı, onu kendisine örnek kabul eden insan, onu ne kadar taklit edebilirse, o kadar istifadesi fazla olur, o nurdan aldığı feyiz, o nisbette ahlâkının en belirgin özelliklerinden birisi de, insan yaratılışında var olan birbirine zıt ve ters huyları en mükemmel şekilde bağdaştırıp, bütün duyguların ideal noktasını bulmasıdır. Hiçbir şekilde aşırılığa kaçmadan, orta yola, doğruya ulaşmasıdır. Peygamberimiz, herkesin arzu edip de bir türlü ulaşamadığı en üstün değerleri ve olgunluğu mükemmel bir şekilde hayâtı boyunca ümmetine göstermiş, bütün insanlığın gözleri önüne sermiştir. Bazı anlar olmuş, en cesur bir fedai olarak, düşmanın kat kat üstünlüğüne hiç aldırmadan, binlerce düşmana tek başına meydan okumuştur. Ama bu halinde bile yumuşak kalpliliğini, merhametini geri bırakmamıştır. Meselâ bir savaş sonrası, öldürülmüş olarak gördüğü düşman çocuklarına o kadar acımıştı ki, düşman da olsa çocukların öldürülmemesi gerektiğini, çünkü onların suçsuz ve Cennetlik olduklarını haber vermişti. O, bütün insanlığın kurtuluşu ve İslâmın dünyaya yayılması gibi yüce bir gaye için zihnini yorarken; bu arada binleri bulan ve Arabistan'ın her tarafına dal budak salan ümmetinin halini ve işlerini düşünürken; çevresinde bulunan yoksul ve fakir Müslümanları hiçbir zaman unutmamış; kendi çoluk çocuğunu, onların eğitim ve ihtiyaçlarını da ihmal etmemiştir. Birincisini büyük görürken, öbürünü Bu kadar ağır ve sorumluluk isteyen bir görev üzerinde bulunduğu halde, o yine kendisini Rabbine vermiş, günün büyük bir kısmını ibadet ve zikirle geçirmiştir. Kalbi her an Allah'a bağlıdır. Bu haliyle dünya ile ilişkisini kesmiş gibi görünse de, yine o dünyanın içindedir. Bütün işlerinde Allah'ın rızasını Efendimiz, dâva arkadaşlarını gözü gibi korumuş, onlara ana-babalarından görmedikleri şefkat ve yakınlığı göstermiş, kendi şahsına yapılan kötülüğü affetmiş, intikam almayı düşünmemiştir. Kendisini öldürmek için tuzak kuranları yakaladığında serbest bı- rakmış, ama Allah düşmanlarını asla bağışlamamış, onların yakasını bırakmamıştır. İçi bozuk, dıştan Müslüman gibi görünen münafıkların kalbine devamlı Cehennem korkusunu vermiş, âhiretteki acı hallerini hatırlatmıştır. İslâm toprakları, güneyde Yemen'e kuzeyde İran ve Suriye sınırına dayandığı sırada Peygamberimiz, Arapların sultanı, Arabistan'ın hakimi idi. Savaş sonrası düşmanın bırakıp gittiği mallar ve ganimetler mescidin içini doldururken, en kıymetli mallar Müslümanların eline geçtiği halde, yine o kuru bir hasır üzerinde yatacak kadar engin ruhlu; içi ot dolu bir yastığa yaslanacak kadar mütevazı; her türlü imkân mevcutken, açlık sıkıntısı çekecek kadar kanaatkar ve tok gönüllü ahlâkı bir meleke halindeydi, öz olarak mevcuttu. Güneş nasıl ışık saçar, çiçekler nasıl rengi ve kokusuyla ortalığı Cennete çevirip burcu burcu kokular saçarsa; ağaçlar nasıl türlü türlü meyveler verir, yaratılışlarında var olanları ortaya çıkarırsa; Resul-i Ekrem Efendimizin ahlâkî hayâtı da o şekilde normal bir seyir içinde cereyan ediyordu. Öyle ki, her gören, Peygamberimizin o faziletle birlikte yaratıldığı kanaatine varırdı. Hiç kimse ondan o fazilete aykırı bir şeyin görüleceğine inanmazdı. O her zaman muhtaçlara yardım eder; zayıfları korur; tatlı sözlü, güler yüzlü bulunur; izzet ve vakarını muhafaza eder; tevazu ve hoşgörüsünü hiç kimseden esirgemezdi. Güneş nasıl ki, Allah'a inananın da, inanmayanın da üzerine doğarsa, Peygamberimizin dünyayı kaplayan şefkati de küçük-büyük, gençihtiyar, müslim-gayr-i müslim herkese aynı şekilde yayılırdı. source tebyan 0% نفر 0 نظر شما در مورد این مطلب ؟ نمی پسندم می پسندم اشتراک گذاری در شبکه های اجتماعی لینک کوتاه latest article Peygamberimizin Ahlaki Özellikleri Gadir Hum Bayramının Önemi İmam Ali ve Hz. Resulullah Kur’an’ın Tahrif Olmadığına Dair Deliller Mübahele Ayeti, İftihar Belgesi İbadet Sadece Allah’a Mahsustur Hz. İbrahim'in Güzel Ahlakı Türkiye neden Alevileri katleden teröristleri destekliyor Cihatçılar ele ... Kur'ân Üzerine Ayetullah Vaiz Tabesi Benim İçin Sadık Bir Dost İnkılâp İçinse Yorulmak Bilmeyen ... KÜNYE HAKKIMIZDA HARİTA YASAL ARA İLETİŞİM ANASAYFA PEYGAMBERİMİZ Şahsiyeti Peygamberimizin Kişisel Özellikleri Nelerdir? Peygamber Efendimiz’in kişisel özellikleri nelerdir? Madde madde Peygamberimizin kişisel ve ahlaki sallallahu aleyhi ve sellem fizikî özellikleri husûsunda muhtelif rivâyetlerde hulâsaten şöyle buyrulmaktadır PEYGAMBERİMİZİN HAL VE HAREKETLERİ İlk yaratılan nûr, O’nun nûrudur. Cism-i nazîfânelerinde zindelik, kuvvetli hayâ ve müthiş bir azim, bir arada idi. Örtüsüne bürünmüş bâkire bir genç kızdan daha edepli idi. Yüzünde nûr-i melâhat, sözlerinde selâset, hareketlerinde letâfet, lisânında talâkat, kelimelerinde fesâhat, beyânında fevkalâde belâğat vardı. Fuzûlî söz söylemeyip her kelâmı hikmet ve nasîhat idi. Lügatinde aslâ dedikodu ve mâlâyâni yoktu. Herkesin akıl ve idrâkine göre söz söylerdi. Mülâyim ve mütevâzı idi. Gülmesinde kahkaha gibi aşırılık olmazdı. Dâimâ mütebessimdi. O’nu ansızın gören kimseyi haşyet sarardı. O’nunla ülfet ve sohbet eden kimse, O’na cân u gönülden âşık ve muhib olurdu. Derecelerine göre fazîlet erbâbına ihtirâm eylerdi. Akrabâsına da ziyâdesiyle ikrâm ederdi. Ehl-i beytine ve ashâbına hüsn-i muâmele ettiği gibi, diğer insanlara da rıfk ve lutf ile muâmele ederdi. Hizmetkârlarını pek hoş tutardı. Kendisi ne yer ve ne giyerse, onlara da onu yedirir ve onu giydirirdi. Cömert, ikram sahibi, şefkatli ve merhametli, gerektiğinde cesur ve gerektiğinde de halîm idi. Ahid ve vaadinde sâbit, kavlinde sâdık idi. Ahlâk güzelliği, akıl ve zekâ seviyesi bakımından bütün insanlardan üstün ve her türlü medh u senâya lâyık idi. Elhâsıl sûreti güzel, sîreti mükemmel, misli yaratılmamış bir vücûd-i mübârek idi. Resûlullah’ın hüznü dâimî, tefekkürü aralıksız idi. Zarûret olmaksızın konuşmazdı. Sükûnet hâli uzun sürerdi. Bir söze başlayınca, yarım bırakmadan tamamlayarak bitirirdi. Birçok mânâları birkaç kelimede toplar, öyle söylerdi. Sözleri tane tane idi. Ne lüzûmundan fazla ne de az idi. Yaratılış olarak yumuşak olmasına rağmen gâyet salâbetli ve heybetli idi. Öfkelendiği zaman yerinden kalkmazdı. Hakk’a îtiraz edilmesinin, hakkın çiğnenmesinin hâricinde öfkelenmezdi. Kimsenin farkına varmadığı bir hak çiğnendiği zaman öfkelenir, hak yerini buluncaya kadar öfkesi devâm ederdi. Ancak hakkı tevzî ettikten sonra sükûnete bürünürdü. Aslâ kendisi için öfkelenmezdi. Şahsî meselelerde kendisini müdâfaa etmez, kimseyle münâkaşaya girmezdi. O, kimsenin hânesine izin almadıkça adım atmazdı. Evine geldiği zaman da evde kalacağı müddeti üçe bölerdi. Birini Allâh’a ibâdete, birini âilesine, diğerini de şahsına ayırırdı. Kendisine ayırdığı zamanını avâm-havâs insanların hepsine tahsis eder, onlardan kimseyi mahrum bırakmazdı. Hepsinin gönlünü fethederdi. Resûlullah’ın her hâl ve hareketi, zikir ile idi. Belli bir yerinde oturmanın âdet edinilmesini önlemek için mescidlerin her yerinde oturduğu olurdu. Yerlere ve makamlara kudsiyet izâfe edilmesini ve meclislerde kibirlenmeye sebep olacak bir tavır takınılmasını istemezdi. Bir meclise girince, neresi boş kalmışsa, oraya oturur, herkesin de öyle yapmasını arzu ederdi. Kim O’ndan herhangi bir ihtiyâcını gidermek için bir şey isterse, ister ehemmiyetli, ister ehemmiyetsiz olsun, onu yerine getirmeden huzur bulamaz, ihtiyâcı halletmesi mümkün olmadığı takdirde hiç olmazsa güzel bir söz ile muhâtabının gönlünü almaktan geri kalmazdı. O, herkesin dert ortağı idi. Hangi makam ve mevkîde olurlarsa olsunlar, zengin-fakir, âlim-câhil bütün insanlar O’nun yanında insan olmak haysiyetiyle eşit bir muâmeleye nâil olurlardı. Bütün meclisleri ilim, hilim, hayâ, sabır, tevekkül ve emânet gibi fazîletlerin hâkim olduğu bir mahaldi. Ayıp ve kusurlarından dolayı kimseyi kınamaz, îkâz ihtiyâcı belirdiğinde bunu, karşısındakini rencide etmeyecek bir şekilde, zarif bir îmâ ile yaparlardı. Sevâbını umduğu meseleler hâricinde konuşmazdı. Sohbet meclisleri vecd içinde idi. PEYGAMBERİMİZİN YÜKSEK CESARET VE ŞECAATİ Korku ve dehşet O’nda ömrünü tüketmişti. Olağanüstü hâller karşısında sabır ve sebat gösterir, korku ve telâşa düşüp uygunsuz hareket etmezdi. Kaynak Osman Nuri Topbaş, Rahmet Peygamberi, Erkam Yayınları İslam ve İhsan PAYLAŞ İslam ve İhsan İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de “Allâh katında dîn İslâm’dır …” Âl-i İmrân, 19 buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan böyle bir dîn aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” Âl-i İmrân, 85 ... Peygamber Efendimiz Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret hac etmendir” buyurdular. “İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular. İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16 Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir. Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” Muvatta’, Kader, 3. Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir. Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307 Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” er-Rad, 28 Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir. İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal ilm-i hâl sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır. İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz. Erkam Medya © islam&ihsan 2013 - 2022 altında yayınlanan yazıların tüm hakları mahfuzdur. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi yazıların tamamı izinsiz kullanılamaz. Peygamberimizin Güzel Ahlakı İle İlgili 10 Tane Örnek sinan Peygamberimizin güzel ahlakı ile ilgili 10 tane örnekCevap peygamberimizin güzel ahlakı ile ilgili 10 tane örnek Hayat… Peygamber efendimizin güzel ahlakı ile ilgili örnekler Peygamberimizin örnek ahlakı Allah’ın en sevgili kulu, son ve en büyük Peygamber Hz. Muhammed bir saadet güneşi olarak doğdu. Kurumuş topraklar su ile yeşerdiği gibi Peygamberimizin gelmesiyle insanlık yeniden hayat buldu. O’nun kalblere yerleştirdiği iman ışığı sayesinde kalblerden yanlış inançlar silindi, cehaletin yerine ilim, zulmün yerine hak ve adalet, kin ve düşmanlığın yerine insan sevgisi, acımasızlığın yerine şefkat ve merhamet geldi. Gerçek anlamda islâm kardeşliği kurularak toplum barış ve huzura kavuştu. İnsanlara dünya ve ahirette mutlu olmanın aydınlık yolunu gösteren Peygamberimiz, öğrettiği ahlâk ilkelerini önce kendisi uygulayarak en güzel örnek oldu. Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde Peygamberimiz hakkında Ve sen elbette yüksek bir ahlâka sahipsin» 65 buyurarak O’nun çok yüksek ahlâk sahibi bir şahsiyet olduğunu bildirmiştir. O, ahlâkını Kur’an’dan almış, bütün iyilikleri kendisinde toplamıştır. Saygıdeğer eşi Hz. Aişe’ye Peygamberimizin ahlâkının nasıl olduğu sorulduğunda O, şu cevabı vermiştir O’nun ahlâkı Kur’ân idi» 66 O’nu Yüce Allah yetiştirdi ve insanlığa örnek olsun diye özel olarak terbiye etti. Bu konuda Peygamberimiz şöyle buyuruyor Beni Rabbim terbiye etti ve terbiyemi güzel yaptı.» 67 O, dravranışları ve üstün kişiliği ile insanlık için en güzel örnektir. Bununla ilgili olarak Allah Tealâ Kur’an-ı Kerimde Andolsun Allah’ın elçisinde sizin için uyulması gereken güzel örnek vardır.» 68 buyurmuş ve O’nun yaşayışını örnek almamızı istemiştir. Müslüman olarak bizim görevimiz, Peygamberimizin ahlâk ve fazilet dolu hayatını iyice öğrenmek ve O’nun ahlâkî davranışlarını örnek alarak yaşamaktır. Şimdi kısaca Peygamberimizin yaşayışını ve ahlâkî davranışlarını birlikte öğrenmeye çalışalım Peygamberimizin Doğruluğu Peygamberimiz, doğruluk ve dürüstlüğün en güzel örneği idi. O, çocukluğundan itibaren doğruluktan ayrılmamış, hiç yalan söylememiştir. Peyganmberliğinden önceki gençlik döneminde doğruluğu ve güvenilir kişiliğinden dolayı kendisine, Muhammedü’l-Emîn» yani, Güvenilir Muhammed» denilirdi. Düşmanları bile O’nun doğruluğunu kabul etmiş, kendisine yalancı diyememişlerdi. Peygamber olduğu zaman Mekke’de halkını İslâm’a dâvet için toplamıştı. Safa tepesine çıkarak orada taplananlara Ey Kureyş halkı! Size bu dağın arkasından bir düşman ordusunun geldiğini söylesem bana inanır mısınız?» dedi, orada bulunanlar – Hepimiz inanırız, çünkü sen ömründe yalan söylemedin» diye cevap verdiler. Bu toplululğun içinde Peygamberimizin en azılı düşmanları da vardı. Onlar da Peygamberimizin doğruluğunu itiraf etmişti. Peygamberimiz kendisi doğru sözlü olduğu gibi bizim de doğru olmamızı ve yalancılıktan sakınmamızı istemiş ve şöyle buyurmuştur Doğruluktan ayrılmayınız, çünkü doğruluk iyiliğe götürür, iyilikde cennete iletir. İnsan doğru söyledikçe ve doğruyu aradıkça Allah yanında doğrular zümresine yazılır. Yalandan sakının, çünkü yalan kötülüğe götürür, kötülükde cehenneme sürükler, insan yalan söyledikçe ve yalan peşinden koştukça Allah yanında yalancı olarak yazılır.» 69 O, yalandan hiç hoşlanmaz, yalancıları sevmezdi. Peygamberimiz bir şey hakkında söz verdimi verdiği sözde mutlaka durur, gereğini yerine getirirdi. O, kurtuluşun doğrulukta olduğunu bildirmiş, doğruların kıyamet gününde peygamberlerle beraber olacağını haber vermiştir. Peygamberimize insanların hayırlısı kimdir diye soruldu. Peygamberimiz Her temiz kalbli ve doğru sözlü olanlardır» 70 buyurdu. Peygamberimizin Merhameti Peygamberimizin kalbi şefkat merhamet ve insan sevgisi ile dolu idi, Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de O’nun hakkında şöyle buyuruyor Ey Muhammed! Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.» 71 O’nun şefkat ve merhameti, hayatının her döneminde açıkça görülür, merhametle dolu olan kalbi hep iyilik için çarpardı. Kimseye bir kötülük dokunmasını, hiç kimsenin incinmesini istemezdi. Saygıdeğer eşi Hz. Hatice ile amcası Ebu Talip Peygamberimize çok yardımcı olmuşlardı. Kısa aralıklarla her ikisi de vefat edince İslam düşmanları Peygamberimize eziyeti artırdılar. Bunun üzerine Peygamberimiz ilk müslümanlardan olan Zyed b. Harise ile birlikte Mekkeden ayrılarak Taif halkını İslâma dâvet etmeye gitti. Taifliler İslâmı kabul etmedikleri gibi Peygamberimizi taşa tuttular. Zeyd, atılan taşlardan Peygamberimizi korumak için vucudunu siper etti. Atılan taşlardan Peygamberimizin ayakları yaralandı, kan içinde kaldı, yürüyemiyecek duruma geldi ve yol kenarında bir üzüm bağına sığınmak zorunda kaldı. O’nun bu derece sıkıntıya düşmesi üzerine Yüce Allah Cebrail’i göndererek, dağlar meleğinin emrinde olduğunu ve ne dilerse onu bu meleğe emredebileceğini bildirdi. Bunun üzerine dağlara emreden Melek Peygamberimize seslenerek selâm verdi ve – Sen ne dilersen emrine hazırım, eğer şu iki dağın Mekkeliler üzerine çökerek birbirine kavuşmasını ve müşrikleri tamamiyle ezmesini istersen onu da emret» dedi. Peygamberimiz eğer isteseydi, kendisine acımasız bir şekilde saldıranlar ve O’nu kanlar içinde bırakanlar bir anda yok edilecekti. Fakat Peygamberimiz, çok üzüntülü olduğu durumda bile sevgi ve merhamet dolu kalbi onların cezalandırılmalarına razı olmamış ve Meleğe şöyle demişti – Hayır ben onu istemem, ben isterimki Allah, bu müşriklerin soyundan yalnız Allah’a ibadet eden ve Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayan insanlar meydana çıkarsın.» 72 Cevap peygamberimizin güzel ahlakı ile ilgili 10 tane örnek Hayat… Peygamberimiz, insanlara ve diğer canlılara merhamet gösterenlere Yüce Allah’ın merhametle karşılık vereceğini bildirerek şöyle buyurmuştur Merhamet edenlere Allah da merhamet eder, siz yeryüzündekilere merhamet ediniz ki, göktekiler de size merhamet etsin.» 73 Merhametsizler hakkında da şu uyarıda bulunmuştur Merhamet etmeyene, merhamet olunmaz.» 74 O, sevgi ve yardıma muhtaç olan yetimlerle özellikle ilgilenir, müslümanlara da, yetimlere merhamet gösterilmesini tavsiye ederdi. Peygamberimiz, sadece insanlara değil hayvanlara karşı da şefkat ve merhamet gösterirdi. O, susayan bir kediye kendi eliyle su içirmiş, hayvanların aç bırakılmamasını, onlara iyi davranılmasını emretmiştir. Bir sahabi diyor ki Peygamberimizle beraber bir yolculuk yapıyorduk. Bir ihtiyacım için ayrılmıştım. Orada iki yavrusu olan bir serçe kuşu gördüm ve yavrularını aldım. Serçe peşimden gelerek yavruları için çırpınıp bağırmaya başladı. Bunu gören Peygamberimiz – Bu kuşu yavru acısı ile sızlandıran kimdir? Yavrusunu ona verin.» 75 dedi. Peygamberimizin Cömertliği Peygamberimiz insanların en cömerdi idi. Kendisinden bir şey isteyen hiç kimseyi boş çevirmez, eline ne geçerse ihtiyacı olanlara dağıtır, Ben ancak dağıtıcıyım, veren Allah’tır.» derdi. Bununla beraber dilenciliği sevmez, dilenenlere bundan kurtulmaları için çalışıp kazanmanın yollarını gösterirdi. Ashaptan Cabir diyor ki Peygamberimiz kendisinden istenilen bir şeye asla yok dememiştir. 76 Bir gün Peygamberimize bir parça kumaş hediye edilmiş, O’da bunu kabul etmişti. Buna ihtiyacı da vardı. Yanında oturanlardan biri Bu ne iyi kumaş» deyince, Peygamberimiz kumaşı ona bıraktı. O, yoksulları, ihtiyaç sahiplerini kendinden çok düşünür, açları doyurur, kendisi aç kalırdı Peygamberimiz, maddi imkânlara sahip olduğu zamanlarda da sade bir hayat yaşamış, kendisi için bir şey bırakmamış, elindekileri muhtaçlara dağıttığı için aç yattığı zamanlar çok olmuştur. Eşi Hz. Aişe diyorki Peygamberimiz, üç gün peşpeşe karnını doyurmamıştır. İsteseydi doyururdu. Fakat yoksulları doyurup kendisi aç kalmayı tercih ederdi.» 77 İşte kalbi, insan sevgisi, şefkat ve yardım duygusu ile çarpan Sevgili Peygamberimizin cömertliği böyle idi ve bir ömür boyu böyle devam etmiştir. Peygamberimizin Alçakgönüllülüğü Peygamberimiz hem vekarlı hem de çok alçak gönüllü idi. Asla büyüklük taslamaz, bir yere gittiği zaman kendisine ayağa kalkılmasını ve elinin öpülmesini bile istemezdi. Bir defasında adamın biri elini öpmek isteyince Peygamberimiz elini geri çekmişti. Bir meclise gittiği zaman boş bulduğu yere oturur, ayaklarını başkalarına karşı uzatmazdı. O, şöyle buyurmuştur Kim müslüman kardeşine alçak gönüllü davranırsa Allah onu yükseltir. Kim kibirlenir, üstünlük taslarsa Allah onu alçaltır.» 78 Peygamberimiz; zengin, fakir ayırımı yapmaz, kendisini bir hizmetçi dâvet etse bile, giderdi. Yoksul ve fakirlerle birlikte oturup yemek yer, en fakir kimselerin evlerine giderek hal ve hatırlarını sorardı. Hastaları ziyaret eder, iyileşmeleri için dua ederdi. Hasta olan bir yahudi gencini de ziyaret etmişti. Başkaları konuşurken sözlerini kesmez, onları dinlerdi. Hayatı son derece sade idi. Kendisine ikram edilen yemeği severek yerdi. Sevmediği bir yemek olursa yemez, fakat yemeği asla kötülemezdi. Peygamberimiz kendisine fazla hürmet edilmesini ve aşırı şekilde övülmesini uygun bulmazdı. Peygamberimizin Hoşgörüsü ve Bağışlayıcılığı Peygamberimiz, güler yüzlü, yumuşak huylu ve son derece nazik idi. Kaba ve kırıcı değildi. Ağzından kırıcı bir söz çıkmazdı. O, ömründe hiç kimseye kötü söz söylememiş, kırıcı bir davranışta bulunmamış ve kimseyi azarlamamıştır. On yıl Peygamberimizin hizmetinde bulunan Enes diyor ki Peygamberimiz bana hiçbir gün "öf" bile demedi. Yaptığım bir şey için bunu niye yaptın, yapmadığım bir iş için de niye yapmadın diye beni azarlamadı.» 79 Gördüğü kusurları kimsenin yüzüne vurmazdı. Arzu edilmeyen yanlış bir davranış gördüğü zaman, Bazıları şöyle yapıyor, şöyle söylüyor, halbuki bunlar doğru değildir» gibi umumi sözlerle nasihat eder ve böylece kimseyi utandırmadan kusur ve hataları düzeltirdi. Kendisine bir şey ikram edilse az da olsa onu küçümsemez, ona değer verirdi. Yapılan iyiliğe karşılık verir, iyilik yapanları hayırla anardı. Peygamberimiz çok vefakâr idi. Kendisine iyilik yapanları hiç unutmaz, onları daima hayırla anardı. İslâmı ilk kabul eden saygıdeğer eşi Hz. Hatice idi. Peygamberimiz ahlâk ve fazilet örneği hanımını ölümünden sonra da unutmamıştır. O’nu daima hayırla anar, koyun kestiğinde etinden Hz. Hatice’nin yakınlarına da gönderirdi. Peygamberimiz, sütannesi ve süt kardeşlerine de saygı duyar, yakından ilgilenirdi. Sütannesi Halime, kendisini ziyarete geldiği zaman O’nu anacığım, anacığım» diye karşılamış, altına elbisesini yayarak oturtup saygı göstermişti. O, çok bağışlayıcı idi. Uhut savaşında düşmanlar, Peygamberimize ok atmışlar, üzerine taş yağdırmışlar ve O’nun mübarek dişini kırıp yüzünü yaralamışlardı. Onların bu davarnışlarına karşılık Peygamberimiz kötü söz söylememiş, onlara beddua etmemiştir. O, yüzündeki kanları silerken şöyle demiştir Allahım! Milletimi bağışla!. Onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar.» 80 Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor Sen af yolunu tut, bağışla, uygun olanı emret ve bilgisizlere aldırış etme.» 81 Peygamberimiz kendisine karşı yapılan kötülükleri bağışlamış, eline fırsat geçtiği halde kimseden intikam almamıştır. Ancak başkalarının haksızlığa uğramasına ve zarar görmesine razı olmamış, hak ve adaletin yerini bulmasına özen göstermiştir. Şüphesiz şahsımıza karşı işlenen kusurları, yapılan haksızlıkları bağışlayabilmek yüksek bir duygudur. Peygamberimizin Cesareti Peygamberimizin özelliklerinden biri de yüksek bir cesarete sahip oluşudur. O, insanları İslâma dâvet ettiği zaman tek başına idi. İlk yıllarda müslümanlığı kabul edenlerin sayısı da azdı. Karşısında İslâm’ı yok etmek isteyenlerin sayısı çok, maddi güçleri fazla idi. Peygamberimiz kutsal görevini yaparken büyük tehlikelerle karşılaştı. Düşmanlar O’nu öldürmek, İslâm güneşini söndürmek için korkunç plânlar yaptılar. Güçlü ordularla müslümanlara saldırdılar. Fakat Peygamberimiz bunların hiçbirinden yılmadı, ümitsizliğe kapılmadı, görevine devam etti. O’nun hayatında pekçok cesaret ve kahramanlık örnekleri vardır. O, gerektiğinde, sabır, kararlılık, cesaret ve kahramanlıkta da müslümanlar için en güzel örnek olmuştur. Peygamberimizin Misafirseverliği Peygamberimizin üstün vasıflarından biri de misafirseverliğidir. Uzaktan yakından kendisini görmeye gelenlerin sayısı çoktu. O, misafirlerini en iyi şekilde ağırlar, onlara bizzat kendisi hizmet ederdi. Peygamberimiz, müslüman olmayan misafirlerine de aynı şekilde davranırdı. O, misafirlerle ilgili olarak şöyle buyurmuştur Allah’a ve ahiret gününe inanan misafirine ikram etsin.» 82 Peygamberimizin Temizliği Peygamberimizin yaşayışı sade ve temiz idi. Bedenini daima temiz tutar, elbiselerinin temizliğine çok dikkat ederdi. Dişlerinin temizliğine ayrı bir önem verir ve dişlerini temizlemek için, o devirde bir çeşit diş fırçası olan misvak kullanırdı. Ashabına da diş temizliğini tavsiye ederdi. Peygamberimiz pislikten hiç hoşlanmazdı. Ashabına camiye temiz gelmelerini söylerdi. Bir defasında üstü başı pis ter kokusu ile câmiye gelenlere Yıkandıktan sonra gelseniz daha iyi olurdu.» buyurmuştur. Peygamberimizin İbadeti Peygamberimiz, her işini tam bir düzen içinde yapardı. İbadet zamanları, dinlenmek için ayırdığı saatler belli idi. Vakitlerini boş geçirmez, her dakikasını faydalı bir işle değerlendirirdi. Peygamberimiz, Allah’ın en sevgili kulu olduğu halde Allah’tan çok korkar, kıyamet gününden endişe ederdi. O, her an Allah’ı anar, ibadetten çok büyük haz duyardı. Geceleri kıldığı namazlarda uzun süre ayakta durmaktan ayakları bile şişerdi. Eşi Hz. Aişe O’nun bu durumunu görünce – Ey Allah’ın Rasûlü! Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışladığı halde kendine niçin bu kadar zahmet ediyorsun? deyince, Peygamberimiz O’na şu cevabı vermiştir – Allah’a şükreden bir kul olmıyayım mı?» 83 Peygamberimizin Aile Hayatı Peygamberimiz örnek bir aile reisi idi. O, hanımlarına karşı çok nazik bir eş, çocuklarına karşı da şefkatli bir baba idi. Peygamberimiz ev işlerinde hanımlarına yardım eder, evin ihtiyaçlarını çarşı ve pazardan alarak eve kendisi getirirdi. O, ne kadın ne de hizmetçi hiç imseyi dövmemiş ve incitmemiştir. Peygamberimizin evi, dünyadaki aile yuvalarının en mutlusu idi. Bu yuvada kavga-gürültü yoktu. Huzur vardı. Peygamberimiz evde daima güler yüzle hareket eder, hanımlara karşı kırıcı söz söylemez, kaba davranışta bulunmazdı. O, müslümanların da aynı davranışta bulunmasını istemiş ve şöyle buyurmuştur Sizin en hayırlınız, kadınlarına karşı iyi davranandır.» Peygamber Efendimiz, erkeğin, eşinin davranışlarını hoşgörü ile karşılamasını da istemiş ve şu tavsiyede bulunmuştur Bir kimse eşine nefret etmesin; çünkü hoşuna gitmeyen huyları varsa, buna karşılık hoşlanacağı huyları da vardır.» 84 Peygamberimizin Çocuk Sevgisi Peygamberimiz çocukları çok severdi. Onları kucağına alıp okşar, sevgi ve şefkatle öperdi. Peygamberimiz, torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i öpüyordu. Orada bulunan bir adam bunu görünce; – Benim on çocuğum var, onların hiç birini öpmüş değilim, dedi. Peygamberimiz ona – Merhamet etmeyene, merhamet olunmaz» buyurdu. Peygamberimiz namaz kılarken sevgili torunları Hasan ve Hüseyin omuzlarına çıkardı. O, ibadet halinde bile çocukların bu davranışını hoş karşılar, oyunlarına engel olmazdı. Bir yerde otururken kızı Hz. Fatma gelince, ayağa kalkar, O’nun alnından öper ve O’nu yerine oturturdu. O sadece kendi çocuklarını ve torunlarını değil, kimin çocuğunu görürse onunla konuşur, hatırını sorar ve severdi, çocuklara, hoşlarına giden şeyler vererek sevindirirdi. O, müslüman olmayan kimselerin çocuklarını da sevip okşardı. Peygamberimiz, çocuklarla çok ilgilenirdi. Bir defa çocuklar arasında koşu düzenledi, kendisi de yarışın sona ereceği noktada durdu. Koşarak yanına gelen çocukları öptü ve kendilerine hediyelerini verdi. 85 Peygamberimiz, çocuklarla ilgili şu öğütlerde bulunmuştur Allah’tan korkun çocuklarınız arasında adaletli davranın.»86 Şüphesiz ki Allah, çocuklarınız arasında öpücüklerinizde de eşit davranmanızı sever.» 87 Özet olarak Peygamberimiz; içi ve dışı tertemiz, kalbi; şefkat ve merhamet duyguları ile dopdolu, başkalarını kendinden çok düşünen, ömrünü insanlığın kurtuluşu için harcayan büyük bir Peygamber, en üstün ahlâkî faziletleri kendinde toplayan örnek bir şahsiyet idi. Ne mutlu, O’nun gösterdiği aydınlık yoldan gidenlere… Ne mutlu, O’nun yaşayışını ve ahlâkî davranışlarını örnek alanlara… Misafir asdfghjklşişlkjhgfdsxcvbnmöçlkjhgfcvbnmökuytdcvbnm … Misafir Üye çok yardımcı oldu gerçekten kim yazdıysa ellerine sağlık Misafir Üye bu cok uzun daha kısa yokmu Peygamber Efendimizin 80 tane sünneti; 1 Affetmek 2 Çalışmak 3 Süt içmek 4 Saç örmek 5 Etli yemek 6 Koşmamak 7 Saç uzatmak 8 Koku sürmek 9 Sohbet etmek 10 Kabak yemek 11 Teravi kılmak 12 Selam vermek 13 Yardımlaşmak 14 3 kez sarılmak 15 Sahur yapmak 16 Düzenli olmak 17 İlim öğrenmek 18 Sessiz ağlamak 19 Sadaka vermek 20 Ezanı dinlemek 21 İki öğün yemek 22 Teşekkür etmek 23 Temiz giyinmek 24 Birbirini sevmek 25 Pazarlık yapmak 26 Hal hatır sormak 27 Tebessüm etmek 28 Misafir ağırlamak 29 Kıyafeti katlamak 30 Birbirini uyarmak 31 Artık bırakmamak 32 Kaşları düzeltmek 33 İğne iplik taşımak 34 Eşikte oturmamak 35 Ölümü hatırlamak 36 Misafiri uğurlamak 37 Sevdiğini söylemek 38 Heybetli görünmek 39 Yumurtayı yıkamak 40 Yastıksız yatmamak 41 Birbirine sabretmek 42 Doymadan kalkmak 43 Yerde yemek yemek 44 Gül suyu kullanmak 45 Davete icabet etmek 46 Yemeği yavaş yemek 47 Sebze ve eti yıkamak 48 Öğle uykusu uyumak 49 Ekmeği elle koparmak 50 Yeri gelince konuşmak 51 Vakıa suresini okumak 52 Misafire ilgi göstermek 53 Hasta iken hamdetmek 54 İlk verilen sözü tutmak 55 Yemeğe tuzla başlamak 56 Beyaz ve yeşil giyinmek 57 Yavaş ve tane konuşmak 58 Suyu üç yudumda içmek 59 Yoldaki engeli kaldırmak 60 Yemekte güzel konuşmak 61 Kahvaltıda 7 zeytin yemek 62 Aynaya bakınca dua etmek 63 Misafiri tekrar davet etmek 64 Sabah uyanınca el yıkamak 65 Birbirinin kusurunu örtmek 66 Elleri ve yüzü kurulamamak 67 Akşam bulaşık bırakmamak 68 Yemekten sonra tatlı yemek 69 Yemeklerin ağzını kapatmak 70 Su içerken kıbleye yönelmek 71 Kapı açıldığında yan durmak 72 Her işe besmele ile başlamak 73 Çatlak bardaktan su içmemek 74 Yemeğe besmele ile başlamak 75 Arkadaş ziyaretinde bulunmak 76 Seccadeyi sünnet üzere katlamak 77 Abdest alırken yüzüğü çevirmek 78 Cuma günü gusül abdesti almak 79 Bir şey yerken 3 parmakla yemek 80 İsraf etmemek ışıkları söndürmek. BUNUN ÜZERİNE BEN DE CEVAP VERİYORUM. Süt içmek sünnet mi ? İçecek başka ne vardı ki o zaman limonata, gazoz mu ? Etli yemek ?! Peygamber eti sık sık buldu mu ACABA ? Koşmamak ? Peygamberimiz hanımı Aişe ile koşu yarışı yapmıştı. Saç örmek adettir, örftür sünnet değildir. Saç uzatmakta sünnet değildir peygamber Mekkede saç şeklini değiştirmiş, yahudilere muhalefet edip farklı olmak için ! Müslümanlar kimlik olarak ayrılsın diye yapmıştır. Pazarlık yapmak ? Kıyafeti katlamak ? Kaşları düzeltmek ? Kaşları düzeltmek almak yıllarca günah diye bilindi, oysa günah olan zinakar kadınlar kaşlarını tamamen alırlardı ki tanınsınlar diye. Müslüman bir kadında düzgün olan kaşıyla gözüyle oynamaz, kadının ciddiyetini bozuyor, ağırlığını bozuyor. Eşikte oturmamak, yumurtayı yıkamak, higene açısından iyidir, sünnet olduğundan değil. Yastıksız yatmamak ? Sebze ve eti yıkamak ? Sebze yıkanır da et niye ? Peygamber hasta iken değil her zaman hamd etmeyi öğütledi. Zeytin varmıydı ki 7 tane yensin ? Seccadeyi sünnet üzere katlamak? Bir şeyi yerken üç parmakla yemek ? O zaman çatal olsaydı Peygamber Efendimiz karşısındakinin midesini bulandırmamak için parmaklarını değil çatal kullanırdı. Yapmayın Allâh aşkına SÜNNET NE DEMEK ? Peygamberimizin Arap olarak yaptıkları var, sevdikleri var sevmedikleri var. İnsan olarak yaptıkları var. Kültür gelenek örf olarak yaptıkları var. Bir de peygamber olarak örnek olarak almamız gereken davranışları var. PEYGAMBERİN EN BÜYÜK SÜNNETİ KUR'ÂN'I YAŞAMASI ! ANLAMASI! ANLAYARAK HAYATINDA UYGULAMASI VE İNSANLARA ANLATMASIYDI. O'nun en büyük sünneti TEVHİD İNANCININ gereklerini yapması idi. BİZİM ALMAMIZ GEREKEN O'NUN AHLAKI♡ MÜCADELESİ♡ SABRI♡ CÖMERTLİĞİ♡ CİHADI♡ CESARETİ♡SEVGİSİ♡AŞKI♡ ADANMIŞLIĞI♡ EMEĞİ♡ VEFASI♡ TEVAZUSU♡ TİCARETİ♡ DÜRÜSTLÜĞÜ♡ İNSANA OLAN SEVGİSİ♡ ADALETİ ♡BABALIĞI♡ EŞLİĞİ♡ DEDELÎĞÎ♡ KOMUTANLIĞI♡ LİDERLİĞİ♡ ÖĞRETİCİLİĞİ♡ HER ALANDA GÖSTERDİĞİ ÜSVE-İ HASENE ÜSTÜN AHLAK VE ÖRNEKLİĞİNİ ALMAMIZDIR SÜNNET OLARAK. Şu sorulabilir bunları yapsak ne olur ? Bir şey olmaz kabak sevmeyeni ya da, süte alerjisi olanı sünneti terketmekle suçlar, peygamberi sevmemekle suçlarsanız, bunları yapmayanları peygamberin sunnetini önemsememekle itikadının bozukluğuyla suçlar, yeri gelir dinsizlikle peygambersizlikle suçlar, kafir etiketiyle etiketlersiniz !? Bunun örnekleri çok var kitaplarımızda. Bununla da kalmaz TUZLA YEMEĞE BAŞLAMAYI EN BİRİNCİ SÜNNET KABUL EDERKEN ! BİR MAZLUMU KORUMAYI SÜNNET OLARAK GÖRMEZSİNİZ ! Yani en öncelemeniz gereken peygamber sünnetini en sona koymaktan asıl en önemliyi kaçırırsınız ona sıra gelmez. MAALESEF UMARIM ANLATABİLMİŞİMDİR. BU TÜR YAZILAR PEYGAMBERİMİZİ HAYATA TAŞIMAKTAN ALIKOYAR. ONU ALLÂH SEÇTİ VE EN GÜZEL ÖRNEKLİK ONDA DEDİ diğer peygamberler gibi bunu görmeden O'nun ahlakı Kurân ile ahlaklanmadan tuza sabuna dikkat etmişsindir ama namazlı yalancılar türemiştir. Hacı olmuş ama cimri riyakar müslumanlar türemiştir. Bugün Şam da dişi misvaklamak sünnet diye şadırvanlarda bir tane misvakı orta yere asmışlar gelen ağzını fırçalayor, giden firçalıyor, peygamberimiz görse aferin iyi mi yapıyorsunuz diyecekti ACABA.... ?! Yoksa ben size güzel örnek değilmiyim...?! Bana ne oluyor ki, sizi böyle görüyorum derdi. O temiz tertemiz peygamber herkese tarağının bile ayrı olmasını tavsiye eden Peygamberimiz gelen gecenin ağzına aldığı bir misvaki sünneti diye kabul edermiydi SİZCE ?! Yorum Gönder 4 Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.× Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir. Üye Girişi

peygamber efendimizin ahlaki özellikleri 10 tane